Yeni bir insan yoksa eğer; ne yeni bir yıl vardır, ne yeni bir gün, ne yeni bir hayat

O AĞIR ÇUVAL

Ölüme karşı küçük avuntularımız olsun diye yapılıyor bütün bu kutlamalar… Bir parça unutabilmek için bütün bu melankoli… Yeni bir yıl, yeni bir sayfa, hızla eriyor zaman… Ne kadar çok ses, ne kadar çok hareket, ne kadar çok eğlence, patlayan ne kadar çok havai fişek varsa, o kadar iyi… Bilinçlerin içine akıtıldığı büyük uyuşma… Kaybettiği, kaybetmekte olduğu bir şeyi başka nasıl kutlayabilir ki insan?

Yeni bir insan yoksa eğer; ne yeni bir yıl vardır, ne yeni bir gün, ne yeni bir hayat…

Yeni bir yılın herkese iyilikler ve güzellikler getirmesini diliyor hemen herkes… Daha güzel bir insan olmak için hiçbir şey yapmadan…

Önemli olduğunu çok iyi bildiğimiz halde, her gün pek çok şeyi bir başka zamana erteleyip duruyoruz. Geçen yılın giderayak elimize tutuşturduğu o ağır çuvalın içinde ne var, bir açıp bakanımız oldu mu peki?

Bilmem kaçıncı kere tepeden aşağıya yuvarlanan devasa taşın ardından yorgun gözlerle uzun uzun baktı Sisyphos. Sonra oracığa oturdu ve ‘Artık bir değişiklik yapmanın zamanı geldi sanırım’ diye mırıldanarak bir sigara yaktı.

Daha önce hiç görmediğimiz kadar güzel bir hayatımız olsun istiyorsak; hayata daha önce hiç bakmadığımız gibi bakabilmenin bir yolunu bulmalıyız.

İnsan üstüne kat kat bir şeyler sürerek değil; üstünden kat kat bir şeyler kazıyarak ulaşabilir ancak güzelliğe.

İnsan da bir noktaydı aslında; bir sürü çılgın noktalama işareti gelip kendini unutturdular ona.

‘Değişmeyen tek şey değişimin kendisi’ dedi ukalaca tezgahtar kız. ‘Yani nihayet bu arızalı ütüyü yenisiyle değiştirecek misiniz’ dedi öfkeli müşteri kadın.

Susamış küçük kırmızı bir balığın kavanozunun içindeki bütün suyu içmeye kalktığını düşünün; kanmayı bilmek işte tam da bunun için önemli!

Çamaşır kurutma makineleri mandalları hızla hayatın dışına itiyor! Bir şey yapmayacak mıyız?

Durmadan adrenalin peşinde koşup duran insanları anlamıyorum; karıncalar da heyecan olsun diye basketbol sahalarında dolaşıyorlar mı mesela?

‘Her derdin bir dermanı vardır’ derdi eskiler. Şimdi galiba her dermanın bir yan etkisi var.

Bugün, sürekli bir şeyleri bildiğimizden bu kadar emin olmasaydık; yarın, pişmanlıklara harcayacağımız zamanın bir kısmı bize kalabilirdi.

Ne çok tren hiç durmadan istasyonunuzdan gelip geçti değil mi? Dostum, siz ya yanlış bir istasyondasınız, ya yanlış bir şehirde… Ya da kusura bakmayın ama uyukluyorsunuz!

‘Konuşurken o kadar yoruluyorum ki, bütün cümlelerim yarım kalıyor’ diye sızlandı ihtiyar adam. ‘Bense tamamladığım cümleler yüzünden muzdaribim daha çok’ diye ekledi öteki ihtiyar adam.

Cümle bitti; sızlıyor elimde kalan kelimeler!

GÖKHAN ÖZCAN

About thesunrise133

öğrenci ,öğretmen, araştırmacı, kaşif, Cennet bizim içinde olacağımız bir yer değil, bizim içimizde olan bir yerdir..
Bu yazı yaşam içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

3 Responses to Yeni bir insan yoksa eğer; ne yeni bir yıl vardır, ne yeni bir gün, ne yeni bir hayat

  1. thesunrise133 dedi ki:

    İnsan üstüne kat kat bir şeyler sürerek değil; üstünden kat kat bir şeyler kazıyarak ulaşabilir ancak güzelliğe.

  2. thesunrise133 dedi ki:

    Göm yüreğine birikmiş hüzünleri.
    Yer altında başkalaşım geçirerek oluşan
    madenler misali bir süre sonra
    gömdüklerinden oluşacak idrak
    cevherlerin görecek ve hayret edeceksin!…MD

  3. thesunrise133 dedi ki:

    Hürmet; birilerine esas duruş göstermek, el pençe divan durmakla değil; birilerinde BİRden gayrısını görmemekle oluşan haldir!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s