hasbunallahu ve niğmel vekil

Irem Nurgül Durmuş

“Her işin başında besmele çekin” sözünü ben papağan gibi bismillah, bismillah, bismillah, bismillah demek gibi anlamıyorum.

– Şah damarımdan yakiyn Allah ise, Lemyelid Velem Yuled ise, Ben Ondan gayri değil isem, ne ararsam arayayım bende ise, göklerde bir Tanrı yok ise,

– Her işin başında çekeceğim besmele’ye Rabbul Alemiyn kapsamında Rabb’imi yani ne ararsam arayayım kendimde arayıp bulduğum İrem’i koyarım. (Burada İrem yerine senin adın neyse sen onu koy)

– B (b noktası diyoruz ya hani, b’den diyoruz, beden değilim-be’denim ifadesi yani özüm, aslım, biiznillah olan, be’nde suretlenen, bende kavîy olan, bende kudret olan, be’nden açığa çıkan) 
– İsmi Allah (Allah’tan gayrı olmayan lemyelidvelemyuled olanı koy buraya, ben İrem diyorum sen kendi adını de) 
– Rahman (Adam ol, erkek ol, mert ol, dik ol, güçlü ol, masaya yumruğunu vuran ol, ezik ezik bismillah bismillah deme, sen Resulullah ümmetisin, Aslan eğilir önünde, Adem ol melekelerin tamamı secde eder sana, Rahman ol ya HU Rahman ol, kaçma kimsenin eteğine, Kün de, Yarat!!!) 
– Rahim (doğur ve sonucunu yaşa, keyfini sür, Ohhh…)

B-İSMİ-İREM-RAHMAN RAHİM diyerek başlayıp da hayırlı sonuca eremediğim hiçbir şey olmadı. Ben Rahman olunca, Rahim’den sonuç çıktı. “Her işinin başında besmele çek ama dilinle çekme, Özündeki Rabbin ile, Esma Terkibinle çek!”

Tüm bunlar için 
– ELİMDE DEĞİL
– ŞARTLAR AĞIR
– O KADAR KOLAY DEĞİL
– SONUÇTA İNSANIZ
– BEN KENDİMİ BİLİYORUM, 
– BEN YAPAMAM BUNU
– BU BENİ AŞAR
– ÇOK ZOR BENİM DURUMUM, ALLAH KİMSENİN BAŞINA VERMESİN
– MADDİ ZORLUKLAR
– MANEVİ BASKILAR
– TOPLUMSAL DEĞERLER
– VIRTTT
– ZIRTTT

Üfff, geç bunları… Bunlar besmele ile işe başlayamıyor olmandan kaynaklı şeyler. Besmele ile işe başlayan Münir Derman gibi ya da Abdulkadir Geylani gibi aslanları diz çöktürür önünde de, Almanya’da gazetelere haber olur öyle, Ahhh Münir Derman Ahhh, Ahh Gavs… Oyyy!!!  
Şikayet eden, ağlayan, zırlayan, ezik insan olmanın alemi yok, BESMELE ÇEKEN her işin üstünden sağ salim gelir. Yoksa ağlama orada ya! Otur oturduğun yerde o zaman, şikayet etme, sus! Ya da kalk yürü! 
Allaaah sana yeter, o ne güzel vekildir. 
Ne çekiyorsun ya elemi kederi, kalk, kalk, SEN KİMİN ÜMMETİSİN!

Hasbunâllâhu ve Ni’mel Vekîl

About thesunrise133

öğrenci ,öğretmen, araştırmacı, kaşif, Cennet bizim içinde olacağımız bir yer değil, bizim içimizde olan bir yerdir..
Bu yazı gerçekler içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

11 Responses to hasbunallahu ve niğmel vekil

  1. thesunrise133 dedi ki:

    Bir misafirliğe gitsem
    Bana temiz bir yatak yapsalar
    Her şeyi, adımı bile unutup
    Uyusam…
    Kalktığımda yatağım hâlâ lavanta koksa
    Kekikli zeytinli bir kahvaltı hazırlasalar
    Nerde olduğumu hatırlamasam
    Hatta adımı bile unutsam…Melih Cevdet Anday

  2. thesunrise133 dedi ki:

    Efrasim Dedem, “verdiği vaadleri tutmayanlar için sabredilir. Onlar ya vaadlerini tutarlar ya da can verirler” dedi. Ürktüm!
    Beni kandıranlar da oldu tabi, ama hiçbiri ölsün istemem.
    Aradan çok az zaman geçti Ahmed Hulusi tweeti yayınlandı: “Ne sevdiğimizin kıymetini bilip hakkını verdik; ne de rabbimizin hakkını verip sonsuz geleceğe hazırlandık, Ölüm yakın!”
    Ölüm çok yakın ve biz hâlâ sevgileri harcıyoruz yanlış kucaklarda, yıllarca yıllarcaaa, belki bir ömür boyunca!
    İnsanın kendine yaptığını, kimse kimseye yapamaz. Çok yazık!

  3. thesunrise133 dedi ki:

    ………….Zordur Derin Ruh’ların Aşkı…
    ………..Derin denizlerde boğulmak gibi…
    ………Derin uçurumlara düşmek gibi…
    …….Derin kuyularda ışık aramak gibi..
    ….Derin yaraların acılarına dayanmak gibi…
    Velhasılı….
    Zordur Derin sevdalar…
    Yokken Varolmak gibi…..
    D.Dilek

  4. thesunrise133 dedi ki:

    – Kutsal Toprakları gördün mü hiç?, diyor.
    – Elbette! Elbette gördüm! Onun ayaklarının bastığı her yer kutsanıyordu, betona basıyordu da beton çayır çimen oluyordu. Hayatımdaki her yerde adımı var, evimde, ofisimde, kaldırımda, yollarda, her yer kutsal toprak bana. Ancak öyle narin ki, öyle düşünceli, eve, ofise, yola, taşa bağlamamak için, en son beni de çiğnedi geçti. Gidişiyle dümdüz oldu yüreğim. Kağıt gibiyim!
    Üzerimde mübarek ayaklarının izleri, topraktan gelen bedenim kutsal topraktır o çiğneyip geçtiğinden beri!…………İND

  5. thesunrise133 dedi ki:

    Kimseye yardım edemem ,yanlış anlaşılmamak kaydı ile sevgi verebilirim ancak .

  6. thesunrise133 dedi ki:

    “Sizlamayan,…Inlemeyen ,Yanmayan,…Anmayan Kalbin…Tastan Ne Farki Var
    Ey gönül; sevgiliye doğru git; ey yar, yarin yanında bulun! Ey bekçi, uyanık ol; bekçiler uyumaz!….
    Sen hiç?
    Sevdiğinin saçlarını okşayıp
    Gözlerinin içine bakıp
    Bir bebek gibi
    Yüzünü okşayıp
    Gülüşüne dalıp
    Kendi kendine
    Gülümsedin mi?
    Karşında duran
    Bir resim yokken bile.
    —SUYA DÜŞEN BİR KARANFİLSE YÜREĞİN BIRAK KENDİNİ IRMAĞIN TÜRKÜSÜNE GÜLÜM VURSUN SENİ O TAŞTAN BU TAŞA O ÇAĞLAYANDAN BU ÇAĞLAYANA……AHMET TELLİ

  7. thesunrise133 dedi ki:

    Gözlerinden öptüm… Kirpiklerinden…
    Ellerinden öptüm, ellerinden…
    Avuç içlerinden öptüm…
    Unutabilir misin şimdi ?
    Ben ölsem, unutamam……
    Dilin ”hoşcakal” dese de yüreğinin diyemediği anlar vardır.. Tıpkı erken gelmiş hazan mevsimi gibi.. Hiç hazırlıklı değilsindir.. Dilinden fısıltıyla dökülen ”HOŞCAKAL”, yüreğine acılar ekerek dalgalar hainde yayılır her hücrene.. Gözlerin ötelere bakarken, ellerin titreyerek gidenin arkasından el sallar.. Bu bir vedanın milad’ıdır.. Tıpkı erken gelmiş hazan mevsimi gibi..

  8. thesunrise133 dedi ki:

    ZORLAMA KENDİNİ, Yolun bitimine kadar gelmeleri şart değil. Herkesin gidebileceği bir yol vardır . Sen yeter ki, kendin kalabilmeyi becer. ‘Çünkü kendinden başka kimseye mecbur değilsin’. Zorlama kendini, Bırak yanındaki seni mutlu ettiği sürece seninle gelsin. Sen istemediğin sürece, hiçbir şey için ödün vermemelisin.. Çünkü uğruna fedakarlık yaptığın kişi, yarın seni unutabilir. Ve unutma; “Aynı dili konuşanlar değil aynı duyguyu paylaşanlar anlaşabilir”. Bukowski.

  9. thesunrise133 dedi ki:

    Eğer bir dış etmen sizi üzerse, duyduğunuz acı o şeyin kendisinden değil, sizin ona verdiğiniz değerden geliyordur.Onu da her an ortadan kaldırma gücünüz vardır. _____ Marcus Aurelius __
    İnsanlar sana hakaret ettiklerinde, onlara yanıt vermezsen bu da zorlarına gider. Sen sadece, “teşekkür ederim” diyerek yoluna devam edersin. Bunu hazmetmek zordur…Çünkü, o kişinin egosunu derinden incitir. O seni aşağı, çamurun içine çekmeye çalıştığı halde sen bunu reddettin; O, şimdi orda tek başına kalmış oldu… _____ Osho _____

  10. thesunrise133 dedi ki:

    MELANKOLİK DURUMLARDAN UZAK DURUN Sizi üzen insanlardan uzak durun.Hatta, melankolik şarkılar, filmler,öyküler ve arkadaşlarınızın anlatığı olaylardan mümkün mertebe uzak durmaya çalışın. Zira böyle üzücü dinletiler direk bilinç altını etkiler. Görmek ve duymak bizi en çok etkileyen ve hatta bilincimizin direk kayda geçtiği durumlardır.Çocuklarınıza böyle şeyleri dinletmeyin izletmeyin. Umutsuzluk tohumlarını en çok çocuk yaşta alırız ve bu bizimle uzun bir süre birlikte olur.Depresif ve umutsuz birer insan olup çıkarız. SERAP ÖZGER

  11. thesunrise133 dedi ki:

    Ne zaman bir şey sergilemeye çalışırsan, egon için gıda arıyorsun. Ne zaman doğal olup, olayları akışına bırakırsan, hepsi mükemmel oluyor ve sorun çıkmıyor. Doğal olduğun zaman, olayları akışına bıraktığında, Tanrı arkandadır… Ne zaman korkuyorsan, titriyorsan, bir şeyleri ispat etmeye çalışıyorsan, Tanrıyı kaybedersin. Korkundan onu unutmuşsundur… _____ OSHO ___

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s