AŞK I GEÇTİK ,GÖZLERİNİ AÇABİLİRSİN

VAHDETİN YAŞAM HALİ

birliğe ulaşmamış olanın namazı taklit, besmelesi yalandır. şahadeti ise külliyen…
sen ne zaman hakkı gördün ki, ”şahidim” diyorsun. muhammed onun resulüdür diye şahidim diyorsun. sen onda hakkı gördünmü ki, bunu söylüyorsun. beni gören hakkı görür, diye boşuna mı söyledi !

sende ”vucudun mevcudu o’dur” demem. senin özüne o denir derim. önce kendinde kendi özünü bul. sonra kendi özüne ”o” de. yoksa; ayniyet (kurbiyet) vadisinde kalır, kendiliğini bulamazsın.

yaşam haline geçmesi; daimi zikir, fikir ve şuhud iledir.

o dediğiniz ile ben dediğiniz ayrı değil ki, sadece hak ve halk ismiyle farkını ortaya koyduğumuz bir birlik söz konusu. kendinizden kendinize giderek onu bulursunuz. çünkü: o da kendinden (zatından) kendin (sıfat tecellisiyle) zuhura gelerek size gelmiştir.

o demeye devam edin ve, o dediğiniz o öz varlığın , ben dediğiniz nefsinizle (sıfat) nasıl zuhura gelmiş haliyle göründüğünün seyrinde olun. bu bakışla kendinizi ve kendinizden gayrılarını; hakkın zuhura çıkmış hali olarak seyredin. buna fiil (kayyumiyet) aynasında tecelliyi sıfat (hayatiyet) şuhudu denir.

beka zevki ; ancak birlik zevkiyle ortaya çıkar
birlik zevki ise ; vacib olan öz varlığınız ile hadis (halk) olan tecelisinin sizin vucud ülkenizde kendiliğiniz haliyle birliğidir

siz kendinizi ”o” dediğiniz özünüzden ”müstakil” bir benlik olarak hissettiğiniz sürece birlik ve beka zevk edemezsiniz.

”ben yokum. ben dediğim varlık senin varlığındır. bende bizzat mevcud olan ve, bilkuvve sıfatlarıyla zuhura gelerek (nefs) ben diyen sensin.” diyerek kendimizden gayrısını bilmememiz, bulmamamız ve olmamamız gerekir.

böylece aynel yakin yaşam haline geçer. bildiğinizi (ilmel yakin) görmeden (aynel yakin) yaşam haline geçemezsiniz. her halk ferdinin nefsini (sıfat) , mevsufu olan hakkın zuhura gelmiş hali olarak seyretmeli ve haktan gayrı görmemelisiniz.
bildiğinizi görmeden kalbiniz tatmin olmaz.

yaşam hali; bilmek, görmek ve olmak halinin cemidir.

”başka yere çıkma şansı olmayan” sizsiniz, o değil. o başka yere çıkmış. çıktığı için sizin ”ben” dediğiniz ve sonradan bir tecelli ile halk olmuş bir nefsiniz (sıfat tecellisi) var. sizin nefsiniz ; sizden gayrı olmayan rabbınızın kuludur.

var oluşunuzu ; vucud ülkenizde, birliği bozulmayan iki mertebeye ayırabilmelisiniz.
allah bu iki mertebenin (hak-halk) cemidir.

halk ; beden kaydındaki nefsinize (şuhud) ilişkin hadis olan bir mertebedir. hak mertebesi ise ; öz varlığınıza (vacib) ilişkin gaybi ve batın olan bir mertebedir.
mertebeleri ayrı ayrı tanıdıktan sonra bu mertebelerin birbirinin zahiri ve batını olduklarını anlayınız.
örneğin ; nefsinizi, öz varlığınızın (gayb) zuhura çıkmış sıfatlarıyla halk olduğunuz bir mertebe olarak tanıyabilmelisiniz.
aynı şekilde ; öz varlığınızın ”mahluk” olmadığını tanımış olmalısınız.
yani sizin mahluk olmayan bir öz varlığınız ve mahluk olan bir nefsiniz var. ve bu iki boyut birlik durumunda.
siz özünüz itibariyla hak olan halksınız.. ve nefsiniz itibariyle de halk olan haksınız. netice itibariyle bu iki itibarın cemisiniz.
mahluk ; halk edilmiş olan diyerek isim alandır. halk edilmiş olma; ilahi bir tecelli ile zuhura gelen sıfat olarak isim almış olmaktır.
bu tecellinin (halkıyetin) de fizik beden (kevni suret) kaydında zahir olduğunu (göründüğünü) söylememe gerek yok, tabi..

birlemeniz ; bendeki o (öz varlık) ile , ondaki ben (nefsin) birlenmesidir.
teşbih ve tenzih zevklerini ve şuhudunu birlemenizdir.
yani hem tenzihin hem de teşbihin hakkını vermiş olmalısınız. namaz iki tarafa selam vermeden tamamlanmaz.

benim öz varlığım ; halk ismiyle (nefs) zuhura gelmiş haktır. demeniz (teşbih) gerektiği gibi, ben ”batını hak olan ” bir nefsim (tenzih) , de demeniz gerekir.
siz vucud ülkenizde hem hakikatiniz, hem de halkıyetinizin cemiyle kendiniz olarak uluhiyetin mazharı olan bir kulsunuz.

her iki bakışın da kendine göre bir zevki var. bu zevkleri birlemeniz lazım.
yaşam hali bir zevk halidir. bu birlenmiş zevke ; vahdet zevki denir.
senin nefsinde yaşam halinde olan ; hayat sıfatıyla zuhura gelerek sende yaşam halinde olan o senin kendi özündür

hak hu’nun nefsidir.
halk dediğin sıfat ; hak dediğin mevsufun tecellisidir. halkta yaşam haliyle zuhura gelen haktan gayrısı değildir.
haktan gayrı bilmeyeceksin halkı. halkta göreceksin hakkı.
halk ; hu’nun zuhurdaki (şahade) nefsidir. hak denen nefsin zuhura çıkmış haline halk denir.
gaybında batın, şuhudunda zahir olan sıfatıdır. gaybında batın olana hak, şuhudunda zahir olana halk denir.
gaybında hak, şuhudunda halktır. kadim olan nefsinin hadis olan tecellisinin ismi halktır. ”hüvel hayyul kayyum” deriz. gaybıyla (vacibul vucud) şuhudunu ( batını hak olan halkı) birleriz.

senin vucudunun mevcudu aynı kendi özündür. seninin özünün (mevsufun) sıfat tecellisi varlıktaki (vucuddaki) nefsindir. sen aynıyla zat olan sıfatın ile bizzat mevsuf iken, sonradan bir tecelli ile varlıkta nefs olarak zuhura gelensin.

ERDOĞAN YILDIRIM

About thesunrise133

öğrenci ,öğretmen, araştırmacı, kaşif, Cennet bizim içinde olacağımız bir yer değil, bizim içimizde olan bir yerdir..
Bu yazı Aşkınahuu içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s