***İnsanın dişisi ve erkeği yoktur. *Dişilik ve erkeklik hayvana ait bir özelliktir.*

ÜSTAD AHMED HULÙSİNİN BİR DOST MECLİSİNDEKİ SOHBETİNDEN YANSIMALAR… 6/7

İnsanın dişisi ve erkeği yoktur. Dişilik ve erkeklik hayvana ait bir özelliktir. Sen insan olarak kendini bulduğun zaman kendindeki melekiyete ulaşmış olarak hakikatın olan melek olarak yaşamaya başlarsın. Ona nurani bir varlıkta demişler bilgi varlıkta demişler kozmik bilinçte demişler isimler hiç önemli değil. Önemli olan senin toprak olup yok olacak bu beden değil,ölümsüz cinsiyetsiz evrensel bir bilinç varlık olduğun gerçeği. Senin dünyada yanmana sebep olan üzülmene sebep olan sıkılmana sebep olan bunalmana sebep olan herşey senin kendini bu madde beden kabul etmenden kaynaklanır. Halbuki neye sahip olursan ol neyin olursa olsun belli bir süre sonra onu terk edip gideceksin. İspatı gidin camilere bakın musalla taşlarına hepsinin üzerinde tabutların içinde yatan çırılçıplak bedenler. Hepsi bıraktı. Öldükten sonraki boyutta ne yemek var ne içmek var ne seks var ne namaz var ne oruç var ne de başka birşey var. Bedene ait olan hiçbirşey yok. Sen burda namaz kılmazsan öldüğün zaman sana kızgın saç üzerinde sana namazlarını kıldırtıcaklar sen gör.? Güzel bir halk yakıştırması. Din diye pazarlanan güzel bir halk yakıştırması. Yahu öldükten sonra namaz oruç vs gibi şeylerin olmadığını Resulullah söylüyor. Çünkü bunlar dünyada bedene ait özellikler ve bu bedene ait özelliklerin yapılıp uygulanmasının ortaya çıkaracağı şeylerde beyindeki bir takım açılımlar gelişmeler. İbadet diye bahsedilen şeyler senin beynini geliştirerek anlayış ve idrakının âzami kapasiteye ulaşması ve en sonunda kendi hakikatını fark edip hissedip yaşamak. Dolayısıyladır ki yaptığın bütün çalışmalar uğraşılar hepsi kendin için. Ama biz şu asırda 21. Asırda hala küçük çocukluk yaşlarımızda oluşmuş köyümüzden dışarı çıkamadık. Ama bak çok modern kıyafetler giyiyoruz süsleniyoruz püsleniyoruz lux arabalara biniyoruz elektroniği kullanıyoruz! Modern ilkel köylüleriz. Modern köylüler. Giyinmen süslenmem en son elektroniği kullanman hiç bir anlam ifade etmiyor. Çünkü o köylüyede önce traktörü verdik üstüne bindi samanı bıraktı, traktöre binince kendini bir ağa zannetti, ondan sonra tarlayı satıp oraya 5 katlı 10 katlı apartman dikilincede gidip kendine Mercedes aldı onu kullanmaya başladı. Heee gelişmemiş köylüya nolucak, Allah’ın ayısı nolucak. Sattı arsayı parayı kırdı gitti altına Mercedes aldı mercedese biniyor. Ulan sen dediğin adamdan farksızsın! Cahil. Senin dünyadan haberin yok. Evrenden haberin yok. Hangi galaksi nerede o galaksi içerisinde senin dunyanın yeri neresi evrenden dışsallığın boyutlarından hiç haberin yok, dolayısıyla da hala kafanda tanrı düşünüyorsun tanrı yaratıyorsun yukarda Allah var diyorsun ha yukarıda var demiyorsun da her yerde var diyorsun e peki bu Allah nereye kadar geliyor? Kapıya kadar geliyor sonra? Kapıdan içeri? Kapıdan içeri biz varız!? İşin başı Allah’ı anlamak! Bi kere bütün ana yanlışların temeli, yetişme çağındaki çevrenin seni şartlandırdığı bilgilere göre kafanda oluşmuş Tanrı’ya Allah adını etiketlemişsin ve ondan sonrada kafanda yarattığın Tanrı’ya göre herşeyi yargılıyorsun onu kriter kabul ediyorsun. Kardeşim şu kozandan kafanı çıkar evvela etrafına bi bak bakim. Nerde tanrı? Uzayın neresinde? Hangi büyüklükte? Senin 40 tane Dünya’nı üst üste koyduğun zaman güneşin üstünden yükselen alev dalgasının boyutu 400 bin kilometre alev fışkırıyor güneşin yüzeyinde. 40 tane dunyayı içine alıyor. 1 milyon 303 bin defa dünyadan büyük bir güneş, o güneş gibi ben diyim 200 milyar sen arttır 400 milyar, üstünde kalsın. 400 milyar güneş ne demek hadi bi düşün bakim. Alıyor mu kafan? Almıyor. O zaman otur oturduğun yerde o zaman hangi tanrıdan bahsediyorsun?? Din Tanrı’ya tapınmak için gelmemiş. Din insana kendi hakikatını orjinini bildirip beden köleliğinden beden esaretinden kurtulması için gelmiş. İnsan bir şuursal yapı. Ama nasıl bir şuursal yapı? İnsan öyle bir şuursal yapı ki, holografik evren gerçekliği itibarıyla evrende bulunan bütün esma özelliklerinin tamamı insan şuurunda mevcut. İşte insan şuurunda bunun mevcut olması hasabiyledirki insan en şerefli mahluk olarak anlatılmış. Şuursal yönü itibarıyla en şerefli mahluk. Ahseni takvim. Ama sen beynini öylesine ben bu bedenim, ben bu şartlanmaların oluşturduğu biriyim, işte benim evim var çocuğum var karım var kocam var anam var babam var arkadasım var onun televizyonu var benimde televizyonum var bende araba aldım o da araba aldı böylesine bir bedensellik ve bedensellikten dışa açılan bir dışsallık içinde kendini kozaya hapsetmişsin ki, kendi içselliğinin derununun açıldığı sonsuzluğu müşahade edemiyorsun. Edemezssin de. Çünkü beynin kilitlenmiş.
Şartlanmalarla değer yargılarıyla değer yargılarının oluşturduğu bir kozayla bir dünyayla beynin kilitlenmiş. Onun ötesini düşünemiyorsun. Düşünemiyince ne yapıyorsun e bu tarafa gidemiyince dönüyorsun arkanı bu sefer bu tarafa gitmeye kalkıyorsun. Neresi orası? Dışsallık. İçsellikte ilerliyemezsen orasını beynin bloke ediyor kapatıyor şartlanmaların değer yargıların vesaireyle, ne oluyor bu sefer dışsallığa dönüyorsun. Dışsallığın çıktı kaynak beden ve beden dolayısı ile tüm çevre herşey. Ondan sonra ne oluyor? İşte günlük yaşamın yemek içmek güzel giyinmek etrafa hava atmak etraftan paye beklemek başkaları için yaşamak başkalarının kölesi olmak. Hayır ben hâşa hürüm! Hadi hürsen insanları hiç aldırmadan yaşa bakim. Ama toplum içinde yaşıyoruz? İşte ben toplum içinde yaşıyorum dediğin anda sen toplumun bir kölesisin. Bu kadar basit.

ÜSTAD AHMED HULÛSİ

About thesunrise133

öğrenci ,öğretmen, araştırmacı, kaşif, Cennet bizim içinde olacağımız bir yer değil, bizim içimizde olan bir yerdir..
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

7 Responses to ***İnsanın dişisi ve erkeği yoktur. *Dişilik ve erkeklik hayvana ait bir özelliktir.*

  1. thesunrise133 dedi ki:

    Tüm yargıladıklarınızı kucakladığınız, hor gördüklerinizi sevdiğiniz zaman ne olur?
    Kendi öğrenimleri için bu deneyimlerden geçen kişileri anlayabilir, onlara karşı hoşgörülü ve anlayışlı olabilir, kendi hayat deneyimlerini yaşamalarına izin verebilirsiniz.
    İşte o zaman “Ermiş” olursunuz. Başka nasıl ermiş olacağınızı sanıyorsunuz? Hayattan kaçarak, bir mağaraya ya da tapınağa kapanıp tütsü yakarak mı?
    En bilge, en asil varlıklar, insan serüveninin yarattığı her durumu yaşamışlardır. Onlar fahişe, papaz, guru, çiftçi, katil, kurban, fatih, esir, çocuk ve ana baba olmuşlardır.
    Başkalarında ayıpladığınız şeyler, kendiniz için kabul edemediğiniz şeylerdir. Eğer her türlü durumu yaşayıp onlarla barışık olsaydınız, o zaman onları kolayca anlar, yargılamadan oldukları gibi severdiniz…
    İşte o zaman gerçek bir ermişsiniz!…
    Ramtha

  2. thesunrise133 dedi ki:

    Doğal yolu bilenlerin böbürlenmeye ihtiyacı yoktur…
    Bilge kişi çok az söyler, o da eğer bir şey söylerse. Karmaşığı basite indirger,
    pırıltısını sönük görünecek şekilde saklar, tozu yatıştırır, tüm doğal şeylerle birlik halinde iken…
    Aydınlanmaya ulaşmış kişi; arkadaş edinmekle ilgilenmez, ne de düşman kazanmakla, iyi ya da kötü ile, övgü ya da suçlama ile…
    Bu tür bir tarafsızlık insanın en üst halidir…
    Lao Zi

  3. thesunrise133 dedi ki:

    İki oda imgeleyin, biri ışıkla dolu öteki zifiri karanlık olsun. Aradaki kapıyı açtığınızda, karanlık mı odaya dolar, yoksa ışık mı karanlık odayı doldurur? Elbette ışık karanlık odayı dolduracak ve onu aydınlatacaktır. Bu ışığın aktif, karanlığın ise pasif olduğunu gösterir…
    Işığı bir yerden bir yere taşıyan çok az sayıdaki ışık işçisi bile dünyanın enerji dengesini değiştirebilir…Kryon

  4. thesunrise133 dedi ki:

    Ey gönül!
    Madem Aşk’a düştün, Sus..!
    Gerçek Aşkın başrol oyuncusudur sükut!
    Sen kelamlarını çek ki geri, AŞK ta mertebeye eresin..!
    Dile getirdiğin kadar yanarsın,
    Bir gönlündeki acı yakar, bir de dile düşüşün yaralar..!
    Bırak gözlerinden anlasın yar,
    Bırak Yaradan gönlündeki Aşk ile seni katına alsın..
    Bilmesede Yar, Biliyor ya Yaradan!..
    Aşk’a sus, Sus ki, Aşk’a eresin. !!.Hz. Mevlana (k.s)..

  5. thesunrise133 dedi ki:

    G ü n a y d ı n.. dostlar
    Huzurlu, Keyifli bir Cumartesi günü geçirmenizi diliyorum.
    …Aşk’la….sevgiyle
    Önüne geçemediğin tek şey kaderdir.
    Seni yaşama bağlayan aslında bir mucizedir.
    Bugün yaşadığın herşey dünden kalma sebeplerdir.
    Ve aslında hayat dediğin,
    ”Yaşayabildiğin kadar güzeldir ”
    La Edrih

  6. thesunrise133 dedi ki:

    Bundan böyle sözcük dağarcığım Yusufun dilinden dökülen kadardır…Sadece sözcükler değil,hayat sözcükler kadarsa varlığımda Yusuf kadardır……

  7. thesunrise133 dedi ki:

    Ahh bu gözler seni gördü senden başka yere bakmak istemez,
    Gönül sende çoşdu başka gönül istemem,
    sen der ille de sen …..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s