Ruhunuzun bedeninizden, bedeninizin de ruhunuzdan tek istediği şey sevgi ve dengedir.

Kendi kendinize kaldığınızda ve içinizdeki ses ile konuştuğunuzda ya da kendinizi aynada seyrettiğinizde aslında sadece bedeninizle değil ruhunuz ile de iletişime girmiş olursunuz.
Şu an bu satırları okuyan siz, güçlü, güzel, alımlı, iyi kalpli, sevecen, kabiliyetli ve zeki bir bayan veya ayni vasıflarda yakışıklı bir erkeksiniz. Her gittiğiniz yerde, sizin o ortamda bulunmanız bir şekilde farklılık yaratıyor.
Peki ya siz, etrafınıza vermiş olduğunuz bu güzellikleri içinizde yaşayacak kadar mutlu musunuz?

Tebessüm ederken bile kafanızı meşgul eden bir sürü sıkıntınız yok mu?

Hayatta herşeyin bir denge olduğunu düşünürsek, dış görünüşünüz kadar ruhunuzun da kuvvetli bir enerjiye sahip olması gerekir. Ama gel gelelim, sadece sizin bildiğiniz korkularınız ve endişeleriniz, ruhunuz ile bedeninizin uyuşmasını engellemeye çoktan başlamıştır bile.

O güzel ruh, korkular ve endişelerden dolayı kendini kandırılmış ve zayıflatılmış hissetmekte ve her fırsatta sesini size duyurmaya çalışmaktadır. Beden ve ruhun hassas uyumu bozulduğunda, o güçlü, aranılan ve imrenilen kişinin tüm dengeleri şaşar. Şimdiye kadar sağlam temeller üstünde yükselmiş olan sistem birden bire bozuverir.
Kaybetme korkusu, ölüm korkusu, para korkusu, paranın kendine eskisi gibi gelememesi korkusu, ilişkilerinde başarısız olma korkusu, yetersizlik korkusu, değersizlik korkusu, tükenmişlik korkusu, aldatılma korkusu ve bunun gibi birçok korku, sizin o güçlü adımlarla yürüyen ayağınıza bir anda çelmeyi takıverir.

Kendinizi hiç alışık olmadığınız bir ortamda veya daha önce hiç deneyimlemediğiniz, çok da hoş olmayan bir koşulda buluverirsiniz. Hastanede, evde, işte, arabada, uçakta, nerede olursanız olun, bir vesile ile, sadece konuşulurken duyduğunuz bir takım hastalıklar size birden bire yapışıverir. Bedeniniz o kadar güçlüdür ki şimdiye kadar size uyumla eşlik etmiş olan ruhunuzun, size ekilen ya da sizin kendi kendiniz ektiğiniz korkular ve endişeler yüzünden, tökezlediğini ve yardıma ihtiyacı olduğunu kabullenmek istemez. Direnir. Beden direndikçe kendini biraz daha aşağı çeken o yoğun çaresizlik ve umutsuzluk batağının içine batırır kendini.

Kimse anlam veremez veya vermek istemez. O neşeli, başarılı, zeki ve uyumlu kişiye ne olmuştur birden bire? Halbuki size bu endişeleri yaştan kişiler, aslında uzun zamandır, kendilerini hep sizin ile kıyaslar veya hep sizin yerinizde olmak isterlerdi. “Keşke ben onun yerinde olsam….”

Kendinizi bu durumda hissediyorsanız öncelikle yapmanız gereken şey, ruhunuzu şifalandırmak ve Beden-Ruh dengesini yeniden tesis etmektir. Ruhunuza da dış görüntünüz kadar önem verdiğinizi içinize hissettirtmektir.
Size yapışan korkular ve endişeler genelde çakralarınızın dengesizliğinden ya da hayrınıza olmayan karmalardan dolayı size gelmişlerdir.

Örneğin birine kırıldınız veya gerçekten emek harcadığınız birinden yada birşeyden darbe yediniz diyelim. Kırıldığınız, çok üzüldüğünüz veya travma geçirdiğiniz zaman, siz yaşadığınız bütün bu olaylarda haklı bile olsanız kalp çakranızı tıkadınız demektir. Kalp çakrasının akış vanasını kapattınız demektir. Kalp çakrası 7 çakranın tam merkezindedir. En önemli çakradır. Burası kapandığı zaman, 3. Çakra olan solar plexus çakrasına akan enerjiyi de bloke etmiş olursunuz. Bu çakra şişer ve yavaşlamaya başlar. Solar Plexus çakrası, tüm nazar enerjilerinin, kem gözlerin negatifliklerin giriş kapısıdır. Bununla birlikte, eski bir Fransız atasözünün de söylediği gibi tecrübenin yani “hayatta yenilen kazıkların toplamının” bulunduğu yerdir. Bu çakra düzgün çalışmazsa, hazımsızlıklar, mide yanmaları reflü, gaz sancıları gibi rahatsızlıklar kendini göstermeye başlar. Bu çakra az çalışmaya başladığında kişide yanlızlıktan korkmak, kıskanç olmak, reddedlime korkusuna sahip olmak çok şüpheci olmak gibi korku ve endişeler baş göstermeye başlar.

6 ila 8 ay içinde, Tepe çakrasından giriş yapan Evrensel enerji çok azalarak kısılarak ve yetersiz olarak, güçlükle diğer çakralara ulaştığından 2. Çakra olan Sakral çakrayı da tıkar. Sakral çakra tıkandığında hayatınızda aşırı çekingenlik, hassaslık, utangaçlık, hislerini saklama, değersizlik hissi, para ve güç kazanmakta zorlanma, suçluluk duygusu, aşırı güvensizlik gibi duygular kendini göstermeye başlar. Sakral çakra cinsel enerjiyi, kendinden zevk almayı, para kazanmayı, işi, kariyeri, sevgiliyi veya eşi, üretkenliği ve yaratıcılığı temsil eder. Para zor kazanılmaya başlar, kazanılsa da geldiği gibi gitmeye başlar. Hayatınızda eski bereket kalmamaya başlar. Üretemezsiniz, yaratıcılığınız, fikir geliştirme yeteneğiniz sanki sizi terk etmiştir. Sevgilinizle problem yaşamaya yada ilişkilerinizde denge bulamamaya başlarsınız.

Bütün bu tıkanıklıklar, enerjinizin topraklama kapısı olan kök çakranızı da tıkar. Kök çakra çekirdek aileyi, anne, baba ve kardeşleri ve aile içindeki dengeyi, hayattan zevk almayı ve enerjiyi topraklamayı, toprak ana ile bağlantıyı temsil eder. Bu çakra da tıkandığında, hayattan soğursunuz, evden çıkmak istemezsiniz. Hedeflerine ulaşamama hissi, güvensizlik duygusu, hayatta yaşama isteğinin azalması gibi duygular yaşanabilir. Fazla kilo alma, birden sinirlenme bu çakranın az çalıştığının sinyallerini verir. Cinsel anlamda kendisine karşı ilgisizlik, terkedilme korkusu, sevgilisine layık olmama duygusu verir. Böbrekler ve yumurtalıklarda problemler yaşatabilir.

Gördünüz mü, haklı bile olsanız sizi üzen sizi kıran bir olayın 6 ay ile 1 sene içinde sizin dengenizi nasıl kaçırdığını şimdi anladınız mı?

Çakralarınız dengede ise auranız tam ve bütündür . Meditasyon, yoga ve benzeri öğretiler ile kendinize vakit ayırabildiğinizde, kendi içinize düzenli yolculuk yapabildiğinizde auranız, ışığınız ve enerjiniz kalınlaşarak güçlenir. Negatif enerjiler blokajlar size ulaşamazlar.

Kendiniz ile konuştuğunuzda kendinize değer verdiğinizde, en önemlisi kalbinizdeki ışığın güzelliğini hissedip yaşadığınızda, ruhunuza da değer vermiş ve ona zaman ayırmış oluyorsunuz.

Ruhunuzun bedeninizden, bedeninizin de ruhunuzdan tek istediği şey sevgi ve dengedir.

“Ben kendimle yeni bir anlaşma yapıyorum. Mutlu ve Huzurlu olmayı seçiyorum. Sağlıklı olmayı ve ruhumla ve bedenimle dengede olmayı seçiyorum. Bilerek ya da bilmeyerek kendi enerji alanımda ürettiğim tüm olumsuz enerjiler için ruhumdan ve bedenimden özür diliyorum. Ürettiğim veya bana dışarıdan gelmiş tüm bu olumsuz enerjileri, enerji alanımdan ruhumdan ve bedenimden, auramdan iptal ediyorum. Hayrıma olmayan bütün bu olumsuz enerjileri, sevgi enerjimle evrene teslim ediyorum.

Haklı olsam bile, bana yapılan davranıştan, söylenen sözden zarar görmüş olsam bile, kalbimi yaralayan, beni kıran, yaptığım herşeyi bir çırpıda yok sayan herkesi, bana yaptıklarını ve hayrıma olmayan her türlü enerjiyi kabule geçiyorum. Beni inciteni, kalbimi yaralayan, beni kıran, yaptığım herşeyi bir çırpıda yok sayan herkesi, kendi iyiliğim için, ruhum ve bedenimin hayrı için, koşulsuz şartsız affediyorum. Tüm bu kişileri ve bana yolladıkları hayrıma olmayan tüm enerjilerimi sevgi enerjimle evrene iade ediyorum. Kalp çakramı sevgiye, ilahi aşka, sevmeye ve sevilmeye, mutluluğa ve sağlığa açıyorum.

Kendimi şu anda her nasılsam olduğum gibi kabul ediyorum. Onaylıyorum. Ruhumu ve bedenimi çok seviyorum. “ Sevgiyle

  • Serkan Sorguç ŞifaChi

About thesunrise133

öğrenci ,öğretmen, araştırmacı, kaşif, Cennet bizim içinde olacağımız bir yer değil, bizim içimizde olan bir yerdir..
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s