İNANMİŞSAN BAŞARIRSIN

GEREKSİNİM YANILSAMASI ¸.••.¸¸.••.¸¸ (11.Gün)

GEREKSİNİM VARDIR

Bu yalnızca İlk Yanılsama değildir, aynı zamanda en büyük yanılsamadır da. Tüm diğer yanılsamalar bu yanılsamanın üzerine kurulmuştur.

Şu anda yaşadığınız her şeyin, her an hissetmekte olduğunuz duyguların hepsinin kökleri bu inançta ve bu inançla ilgili düşüncelerinizdedir.

Gereksinim evrende olmayan bir şeydir. Birisi ancak belirli bir sonuca ulaşmak istediğinde bir şeye gereksinim duyar. Evrenin belirli bir sonuca gereksinimi yoktur. Evrenin kendisi sonuçtur.

Bunun gibi, gereksinim Tanrı’nın zihninde olmayan bir şeydir.

Tanrı ancak belli bir sonuca ulaşmak isteseydi gereksinim duyardı. Tanrı’nın herhangi bir belirli sonuca gereksinimi yoktur. Tanrı tüm sonuçları yaratandır.

Eğer Tanrı’nın bir sonuca ulaşmak için bir şeye gereksinimi olsaydı, Tanrı bunu nereden elde edecekti ki? Tanrı’nın dışında var olan hiçbir şey yoktur.

Tanrı, Olan Her Şey, Olmuş Olan Her Şey ve Olacak Olan Her Şeydir. Tanrı’nın olmadığı hiçbir şey yoktur.

“Tanrı” sözcüğünün yerine “Yaşam”ı koyarsanız belki bu görüşü daha iyi kavrayabilirsiniz. Bu iki sözcük birbirinin yerine kullanılabilir, onun için söylenenlerin anlamını değiştirmiş olmazsınız; yalnızca anlayışınızı derinleştirmiş olursunuz

Olan hiçbir şey, Yaşamın dışında değildir. Eğer Yaşamın bir sonuca ulaşmak için bir şeye gereksinimi olsaydı, Yaşam bunu nereden elde edecekti ki? Yaşam’ın dışında var olan hiçbir şey yoktur. Olan Her Şey, Olmuş Olan Her Şey ve Olacak Olan Her Şey Yaşamdır.

Tanrı’nın olmak için olmakta olanın dışında hiçbir şeye gereksinimi yoktur.
Yaşamın olmak için olmakta olanın dışında hiçbir şeye gereksinimi yoktur.
Evrenin olmak için olmakta olanın dışında hiçbir şeye gereksinimi yoktur.

Varlığın doğası böyledir. Bu böyledir, sizin sandığınız gibi değildir.

Siz hayatta kalabilmek için bir şeylere gereksiniminiz olduğunu deneyimlediğinizden, kendi hayalinizde Gereksinim düşüncesini yarattınız. Ama diyelim ki yaşamışsınız ya da ölmüşsünüz umurunuzda bile değil. O zaman neye gereksiniminiz olacaktı?

Hiçbir şeye?

Ve diyelim ki sizin yaşamamanız olanaksız. O zaman neye gereksiniminiz olacaktı?

Hiçbir şeye?

Sizinle ilgili gerçek şudur: hayatta kalmamak sizin için olanaksızdır. Yaşamamayı başaramazsınız. Burada sorunun yaşayıp yaşayamayacağınız değil nasıl yaşayacağınız olduğunu sanmayın. Yani, hangi biçimi alacaksınız? Hangi deneyimleri yaşayacaksınız?

Size şunu söyleyeyim: Hayatta kalmak için hiçbir şeye gereksiniminiz yok. Hayatta kalmanız garanti altına alınmıştır. Size sonsuz yaşam verdim ve onu sizden hiçbir zaman geri almadım.

Bunu duyunca, evet ama hayatta kalmak bir şey, mutlu olmak başka bir şey, diyebilirsiniz. Mutlu olarak hayatta kalmak için bir şeylere gereksiniminiz olduğunu — yalnızca belirli koşullar altında mutlu olabileceğinizi- düşünebilirsiniz. Bu doğru değildir, ama siz bunun doğru olduğuna inandınız. Ve inançlar deneyimleri yarattığından, yaşamı böyle deneyimlediniz. Tanrı da yaşamı böyle deneyimliyor olsa gerek, diye düşündünüz. Ama sizin için olduğu gibi Tanrı için de doğru değildir. Aradaki tek fark, Tanrı bunu bilmektedir.

Siz de bunu bildiğinizde Tanrı gibi olacaksınız. Yaşamda ustalaşmış olacaksınız ve tüm gerçekliğiniz değişecek.

Şimdi size büyük bir sır vereceğim: mutluluk belirli koşulların bir sonucu olarak ortaya çıkmaz. Belirli koşullar mutluluğun bir sonucu olarak ortaya çıkar.

Bu o kadar önemli bir söz ki tekrar etmemizde yarar var.

Mutluluk belirli koşulların bir sonucu olarak ortaya çıkmaz. Belirli koşullar mutluluğun bir sonucu olarak ortaya çıkar.

Bu sözler varlığın tüm diğer durumları için de doğrudur.

Sevgi belirli koşulların bir sonucu olarak ortaya çıkmaz. Belirli koşullar sevginin bir sonucu olarak ortaya çıkar.

Şefkat belirli koşulların bir sonucu olarak ortaya çıkmaz. Belirli koşullar şefkatin bir sonucu olarak ortaya çıkar.

Bolluk belirli koşulların bir sonucu olarak ortaya çıkmaz. Belirli koşullar bolluğun bir sonucu olarak ortaya çıkar.

Hayal edebileceğiniz ya da aklınıza getirebileceğiniz herhangi bir durumu bunun yerine koyabilirsiniz. Varlık Oluşun, deneyimden önce geldiği ve onu yarattığı gerçeği değişmeyecektir.

Siz bunu anlamadığınızdan, mutlu olmanız için belirli şeylerin olması gerektiğini düşündünüz, ayrıca bunun aynısının geçerli olduğu bir Tanrı hayal ettiniz.

Ama eğer Tanrı İlk Neden’se, Tanrı’nın neden olmadığı ne ortaya çıkabilir ki? Ve eğer Tanrı’nın gücü her şeye yetiyorsa, Tanrı’nın ortaya çıkmasını seçmediği ne ortaya çıkabilir ki?

Tanrı’nın durduramayacağı bir şey ortaya çıkabilir mi? Ve eğer Tanrı onu durdurmamayı seçiyorsa, ortaya çıkan bu şey de Tanrı’nın seçtiği bir şey değil midir?

Tabii ki onun seçtiği bir şeydir.

Ama Tanrı neden Tanrı’yı mutsuz edecek şeylerin ortaya çıkmasını seçsin ki? Yanıt sizin kabul edemeyeceğiniz bir yanıttır.

Hiçbir şey Tanrı’yı mutsuz etmez.

Sizler buna inanamazsınız, çünkü buna inanmanız için gereksinimi olmayan ve yargıda bulunmayan bir Tanrı’yı hayal edemezsiniz. Böyle bir Tanrı’yı hayal edememenizin nedeni böyle bir insanı hayal edememenizdir. Siz kendinizin böyle yaşayabileceğinize inanmazsınız ve sizden daha büyük olan bir Tanrı’yı hayal edemezsiniz.

Öyle yaşayabileceğinize inanmaya başladığınızda, Tanrı’yla ilgili bilinebilecek her şeyi bileceksiniz.

İkinci değerlendirmenizin doğru olduğunu bileceksiniz. Tanrı sizden daha büyük değildir. Tanrı sizden nasıl daha büyük olabilir ki? Tanrı Sizsiniz. Siz Tanrısınız. Ama siz sandığınızdan daha büyüksünüz.

Ustalar bunu bilirler. Tam şu anda gezegeninizde bunu bilen Ustalar dolaşıyor.

Bu ustalar birçok gelenekten, dinden ve kültürlerden gelmektedir, ama hepsinin ortak bir noktası vardır.

Hiçbir şey Ustaları mutsuz etmez.

İlkel kültürünüzün eski dönemlerinde, çoğu insan bu ustalık konumunda değildi. Onların tek isteği mutsuzluktan ya da acıdan kaçmaktı. Farkındalıkları o kadar sınırlıydı ki, acının mutsuzluğa neden olmasının gerekmediğini anlayamıyorlardı, onun için yaşam stratejileri daha sonra Zevk İlkesi olarak tanımlanan şeyin etrafına kurulmuştu. Kendilerine zevk veren şeylere doğru gittiler ve onları zevkten yoksun bırakan (ya da onlara acı veren) şeylerden uzak durmaya çalıştılar.

Böylelikle, İlk Yanılsama, yani Gereksinim Vardır inancı doğdu. Buna ilk hata da denilebilir.

Gereksinim yoktur. Gereksinim bir kurgudur. Gerçekte, mutlu olmak için hiçbir şeye gereksiniminiz yoktur. Mutluluk bir zihinsel durumdur.

Bu eski insanların kavrayamayacakları bir şeydir. Ve onlar mutlu olmak için belirli şeylere gereksinimleri olduğunu düşündükleri için, Yaşamın tümü için de aynısının doğru olduğunu varsaydılar. Bu varsayımın içinde, Yaşamın onlarca Büyük Güç –İleriki nesillerin Allah, Yehova ve Tanrı gibi çeşitli adlarla anılan yaşayan bir varlık olarak kavramlaştırdıkları bir güç- olarak tanınan bir parçası da yer alıyordu.

Eski insanlar için kendilerinden daha büyük bir gücü kafalarında canlandırmak zor değildi. Aslında, bu gerekliydi. Tümüyle onların kontrolünün dışında olan şeyler için bir açıklama olması gerekiyordu.

Buradaki hata Tanrı denilen bir şeyin (Var Olan Her Şeyin birleşik gücü ve birleşik enerjisi) olduğunu varsaymak değil, bu Toplam Gücün ve Bütün Enerjinin herhangi bir şeye gereksinim duyabileceğini; Tanrı’nın mutlu olmak, tatmin olmak, tam olmak için bir şeye gereksinimi olduğunu varsaymaktı.

Bu doluluğun dolu olmadığı, onun kendisini dolu yapacak bir şeye gereksinimi olduğunu söylemek gibi bir şeydi. Bu bir çelişkiydi, ama onlar bu çelişkiyi göremediler. Çoğu kişi bugün bunu hala görmüyor.

İnsanlar bu bir şeylere gereksinim duyan Tanrı’yı yarattıktan sonra, Tanrı’nın yapılacak işler listesine sahip olduğu bir kültürel öykü ortaya çıkardılar. Bir başka deyişle, Tanrı’nın mutlu olabilmesi için Tanrı’nın olmasını istediği ve olmasına gerek duyduğu şeyler vardı ve bunlar belirli bir biçimde ortaya çıkmak zorundaydı.

İnsanlar bu kültürel öyküyü, Senin İsteğin yerine gelir, olarak billurlaşan bir mite indirgediler.

Sizin benim bir İsteğimin olduğu inancınız sizi Benim İsteğimin ne olduğunu bulmaya çalışmaya zorladı. Bunun sonucunda, insanların bu konu üzerine ortak bir görüşte birleşmediği belli oldu. Ve eğer herkes Tanrı’nın İsteğinin ne olduğunu bilmiyorsa, bu İsteğin ne olduğu konusunda hemfikir değilse, o zaman herkesin Tanrı’nın İstediği şeyi yapması olanaksız demekti.

İçinizde en akıllı olanlar bu mantığı neden bazılarının yaşamlarının diğerlerininkinden daha iyiymiş gibi göründüğünü açıklamakta kullandılar. Ama sonra siz yeni bir soru ortaya attınız: Eğer Tanrı Tanrı’ysa, o zaman Tanrı’nın İsteğinin yerine getirilmemesi nasıl mümkün olabilirdi?

Belli ki, bu İlk Yanılsama’da bir hata vardı. Bu hata gereksinim inancının yanlış olduğunu açığa vurmaktaydı. Ama insanlar çok derin bir düzeyde bu Yanılsamadan vazgeçemeyeceklerini biliyorlardı, yoksa çok yaşamsal bir şey sona ermiş olacaktı.

Bunda haklıydılar. Ama bir hata yaptılar. Yanılsamayı bir yanılsama olarak görmek ve onu yaratıldığı amaç için kullanmak yerine, insanlar bu yanılsamadaki hatayı gidermeleri gerektiğini düşündüler.

Böylelikle, İlk Yanılsama’daki hatayı gidermek için İkinci Yanılsama yaratıldı.

TANRI İLE SOHBET by Neale Donald Walsch

About thesunrise133

öğrenci ,öğretmen, araştırmacı, kaşif, Cennet bizim içinde olacağımız bir yer değil, bizim içimizde olan bir yerdir..
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

2 Responses to İNANMİŞSAN BAŞARIRSIN

  1. thesunrise133 dedi ki:

    Ne çok ölüyoruz bu günlerde,
    Kimi bir kurşunla,
    Kimi bir bombayla.
    Kuş seslerini duyan var mı,
    bu günlerde,
    Ya gülen kahkaha atan çocuklar…?
    Yeşili sevdiklerimizin gözlerinde göremez olduk,
    Mavi desen çok uzak.
    Komşunun merhabası,
    Sokakta tanıdıkların selamı azaldı.
    Birileri eledi bizi,
    Buğday daneleri gibi…
    Ayrıldık,
    Ayrıştık.
    Herkes damgalandı,
    Partili partisiz,
    Dinli dinsiz.
    Türk kürt,
    Oysa birdik beraberdik.
    Çanakkale de Sakarya da el ele,
    Sarıkamış da kucak kucağa öldük.
    Ne çok ölüyoruz bu günlerde yine,
    Neden öldüğümüzü,
    Niçin öldüğümüzü bilmeden!
    Cengiz Yılmaz
    Rabbim bütün Şer’lerimizi,
    Sen Hayr’a çevir. . . Amiiin.

  2. thesunrise133 dedi ki:

    Gözden ırak olunca gönülden de
    ırak olunmuyormuş azizim
    insan gözüyle değil gönlüyle sevince
    hiçbir şey unutturamıyormuş sevdiğini…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s