Hayatlarınız sürekli bir dua olsun… 

Hayatlarınız sürekli bir dua olsun…

Aralıksız duayı öğrenin. Her düşünceniz, sözünüz ve işiniz bir övgü ve bir şükür duası olsun. Her şeyde O’nun elini görün ve gördüğünüz her şey için şükredin. En iyiyi görmek için bakın ve en iyiyi görün. En iyiyi umun, böylece en iyiyi cezbedersiniz. Ama bunu yapmanız lazım. Bulmadan önce aramak, size verilmeden önce dilemek, size açılmadan önce kapıyı çalmak zorundasınız. Özleminiz ne kadar büyükse, o kadar çabuk cevap ulaşır.

Hayatta gerçekten özlemini çektiğiniz şey nedir? Onu dikkatle seçin, çünkü yaratıcı düşünce gücüyle onu gerçekleştirebilirsiniz. Önce ruhun yollarını seçin. Ruhun meyvelerini seçmek suretiyle, başta gelmesi gerekeni başa (öne) almayı öğrenmek suretiyle iç hayatınızı düzene koyun. Bunun üzerinde düşünmek için zaman ayırın. Siz her şeyden önce O’nun iradesini yerine getirmeyi gerçekten özlüyor musunuz, yoksa hala rezervasyonlarınız (yedek tedbirleriniz) var mı? Siz O’nun iradesini, canınız öyle istediği zaman veya kendi planlarınıza ve programlarınıza uyduğu zaman mı yerine getirmek istiyorsunuz? Oysa bu, O’nun iradesini yerine getirmek değildir. Siz hayatlarınızı O’nun eline teslim edip, O’nun sizi yönetmesini istediğiniz zaman bu tam tamına bir teslimiyet olmalıdır. Çünkü ancak her şeyi verdiğiniz zamandır ki, her şeyi alabilirsiniz.

Siz kendi başınıza buyruk, canınızın istediğini yaparak, gitmeye ve O’na bazı şartlar empoze etmeye kalkışarak yolu tıkadığınız zaman, O sizin içinizde ve sizin kanalınızla iş yapamaz, O’nunla pazarlığa girişmeye ve ancak bazı şartlar yerine getirildiği takdirde bir şeyi yapacağınıza söz vermeye kalkışmayın. O’nunla alay olmaz. Bu ruhsal hayat sizi, verebileceğiniz her şeyi ve daha da fazlasını vermeye çağırır. Kendiniz için hiçbir şey alıkoyamazsınız. Gerçekten her şeyi O’na bırakmalı, O’na ısmarlamalısınız.

Siz inancı yaşamadıkça, inançtan söz etmeniz faydasızdır. İnandığınızı söylemek, onu denemedikçe yararsızdır. Siz ispatlayabilirsiniz ama öyle yarım gönülle değil. Siz bir şeyi gerçekten ispat etmek isterseniz, önce sizi tutan bağlardan kopmanız ve sonra ne olacağını görmeniz gerekir. İşe koyulduğunuzda bunu sevinçle ve gönülden yapmanız gerekir. Yüzmeyi öğrendiğiniz zaman kendinizi suyun yüzüne rahatça bırakıvermeniz gerekir. Herhangi bir korku veya şüphe, hatta gerginlik içinde olursanız, batmaya başladığınızı fark edersiniz. Fakat gevşer ve yaptığınız işten hakikaten hoşnut halde olursanız o zaman su yüzünde yüzmeye başladığınızı göreceksiniz.

O’nun iradesini yerine getirmekten zevk almayı öğrenin. Kendinizi buna terk edin ve bilin ki bundan ancak hayır gelir, ama bu her ne olursa olsun ve insanların gözüne ne denli garip görünürse görünsün. Hiçbir zaman unutmayın ki, O’nun yolları insanların yolları değildir. Öyleyse bunları insani kıstaslarla ölçmeye asla çalışmayın. Ruhun yollarını seçtiğiniz vakit sizler -dünyanın gidişiyle kıyaslanması mümkün olmayan- daha yüksek alemlerde yaşıyor ve çalışıyorsunuz demektir. Öyleyse sizin bütün halinizin değişmesi gerekir. Bu işi O’na bırakın, O sizi vardırsın…

FINDHORN CELSELERİ
Eileen Caddy

About thesunrise133

öğrenci ,öğretmen, araştırmacı, kaşif, Cennet bizim içinde olacağımız bir yer değil, bizim içimizde olan bir yerdir..
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s