veli nur aşkına ..hep istedik dua da

Seni, kimseye muhtaç olmadan tek başına yaratan o eşşsiz varlık, seni sevda içinde tek başına bırakmaz…Kendi içine kapanıp hayaller, düşünceler meydana getirdiğin evde, yani senin gönül evinde, seni yalnız bırakmamak için, sana yüzlerce güzel yüzlü eş, dost belirtir.”

| Hz Mevlana |

Reklamlar
Uncategorized içinde yayınlandı | 26 Yorum

Etrafınızdaki Bazı Kişilere Dikkat Edin: Hayatınıza Giren Bazı İnsanlar Size Bir Şeyler Öğretmek İçin Gönderildi

FARKET Kİ BU HAYRINA

ZAMAZİNGO

sanatsal-sarilan-cift[1]

Bu güzel dünyada, hayatınıza giren her insanın bir sebebi vardır. İster ilahi yolla olsun ister ibretlik olsun, herkes hayatınıza bir sebep için girer ve daima ortada daha büyük bir amaç vardır. Bazen biriyle tanışırsınız ve öyle bir şey olur ki ikinizin hayatı da bir anda değişiverir ya da bu insan her şeyi allak bullak eder. İster iyi ister kötü algılayın ama her rastlantı size en iyiyi sunabilmek için gelir.

Bu gibi farklı ilişki tipleri hayatınızı ilginç hale getiren ve değiştiren şeylerdir. Bazen birileriyle tanışırsınız ve bunu hayatınız boyunca yaşadığınızı veya tevafukun(eşzamanlılık) gücünü tecrübe ettiğinizi hissedersiniz. Eşzamanlılık(tevafuk), Carl Jung’un anlamlı rastlantıları açıklayan, evrenin bize yardım etmek için işaretler ve insanlar gönderdiği inancına sahip bir kavramıdır. Kimse kimseye tesadüfen gönderilmez
Böyle derin manaları anlamak sizi daha ileriye yol almanıza ve kendiniz hakkında daha fazla şey öğrenmenize yardımcı olur.

Eğer kendinizi yitik ve kafası karışmış hissediyorsanız hayatınızı tamamıyla değiştirebilecek insanlarla tanışmaya yakın olabilirsiniz…

View original post 280 kelime daha

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

@ uyanış yansımaları @

Uyanışın 12 Belirtisi – Geoffrey Hoppe

1) Bedensel ağrı ve sızılar
Özellikle sırt, bel ve boyun belgesinde. Bu ağrılara yoğun bir DNA değişimi neden oluyor. Bu ağrılar geçicidir.

2) Nedensiz derin bir üzüntü
Geçmişini geride bırakıyorsun, sadece geçmişini değil, bütün yeniden doğuşun yol açtığı karmaları. Tıpkı eski evden yeni bir eve taşınırken geride bıraktıkların için üzüldüğün gibi, geçmiş yaşamlarla da vedalaşmak üzüntüye yol açıyor. Bu üzüntü geçicidir.

3) Nedensiz göz yaşlarına boğulmak
Bu da tıpkı iki numarada belirtildiği gibi ortaya çıkıyor. Ağlamak iyi gelir ve sağlığa da yararlıdır. Ayrıca eski enerjiler bu yolla dışarı atılıyor. Bu da geçici bir durumdur.

4) Mesleki hayatta ani bir değişim
Bu cok yaygın bir durum. Sen değiştiğin zaman çevren de değişiyor. Kendine nasıl uygun bir iş bulacaksın diye dert etme. Çünkü bu da geçici bir durum. Şu anda geçiş dönemini deneyimliyorsun. Hayal ettiğin işi bulana kadar farklı farklı iş kollarında kendini çalışıyor bulursan şaşırma.

5) Aile ve akrabalardan uzaklaşma
Karmaların dolayısıyla ailenle aranda bağ vardı. Ancak bu karmalar çözülürken aile ve akraba ilişkilerinin de çözülmesi çok normal. Kendini aile ve arkadaşlarından uzaklaşıyor gibi hissedebilirsin. Bu da geçici. Korkma. Yakın bir zamanda sözkonusu kişilerle farklı bir düzeyde yeni bağlar kurabilirsin. Ancak bu kez sözkonusu ilişkilerin eski karmalardan arınmış ve yeni enerjiye demirlemiş olacak.

6) Uyku düzeninde bozulma
Tahminen geceleri 02.00 ile 04.00 arasında uyanıyorsun. Kafanda binbir konu seni meşgul ediyor. Bazan da sadece nefes almak için uyanıyorsun. Endişe etme. Eğer tekrar uyuyamıyorsan kalk ve hoşuna giden şeylerle meşgul ol. Bu durum da geçici.

7) Kabus görme
Savaşlar, katliamın yanı sıra korkunç varlıklar tarafından takip edildiğini rüyalarında görüyorsan korkma. Çünkü kelimenin tam anlamıyla eski enerjiyi üzerinden atıyorsun. Savaş, katliam, takip edilme ve korkunç yaratıklar tam da bunun sembolüdür. Korkma, bu durum da gecici.

8)Yönsüzlük duygusu
Bazan kendini yeterince bu dünyaya ait değilmişsin gibi hissedebilirsin. Ya da kelimenin gerçek anlamıyla yeterince ayaklarının yere basmadığı, iki alem arasında kıstırılıp kaldığın hissine kapılabilirsin. Bu gerçekten de mekan anlamında öyledir. Bu da geçici bir durumdur. Bilincin yeni enerjideki geçişi deneyimlerken, bedenin dünyada asılı kalır. Yeterince odaklanmak için ormanda yürüyüşler ya da doğada zaman geçirilmesi önerilir.

9) Kendi kendine sohbetler
Son zamanlara kendini kendinle sohbet ederken yakaladığın anların çoğaldığını farkedersin. Hatta birden bire son yarım saattir kendinle sohbet ettiğini hatırlarsın. “İç”inde yeni bir iletişim düzeyiyle karşı karşıyasın. Bu kendinle sohbetler aysbergin görünen tarafıdır. Bu sohbetler gittikçe derinleşecek ve akıcı hale gelecek. Birden farkındalıkların arttığını göreceksin. Olaylar arasındaki bağlantıları aniden keşfedeceksin. Merak etme çıldırmıyorsun, sen yeni enerjideki Shaumbra yolundasın.

10) Yalnızlık hissi-Hatta insanlarla birlikteyken bile
Kendini yalnız ve insanlardan “ayrı” bırakılmış hissediyor olabilirsin. Ancak kalabalıklara girmeyi de istemiyor olabilirsin. Shaumbra olarak kutsal ve yalnız bir yoldasın. Yalnızlıktan ne kadar bunalsan da, insanlarla birarada olmak da içinden gelmiyor olabilir. Ayrıca yalnızlık duygusu, enkarnasyonların boyunca yanında bulunan ruhsal rehberinin daha fazla esneyerek gelişmen için sana yer açmak istemesi ve senden ayrılmasından da kaynaklanır. Bu da geçici. İçindeki boşluk, sevgi ve ışıkla yeniden dolacak.

11) Coşku ve tutkunun yitirilmesi
Her şeye karşı kayıtsız olduğun bir dönemde bulunuyor olabilirsin. Endişelenme, her şey yolunda. “Hiçbir şey yapmak istememe”nin tadını çıkar. Çünkü bu da gecici. Bu tıpkı bilgisayarın yeniden yüklenmesine benzer. Bilgisayarı yeniden daha karmaşık bir programla yüklemek için önce kapamak, ardından açmak gerekir.

12) Özlem duygusu
Bu belki de seni zorlayan en güçlü meydan okumalardan biridir. İçinde ta derinlerde bu gezegeni terketmeyi ve yuvaya dönmeyi isteyen bir duyguyu zaptetmek bazan güçleşir. Bunun intihar eğilimi ile ya da öfke ve kızgınlıkla da bir alakası yok. Bu sadece sessizce yuvaya dönmek isteyen bir tarafındır. Sen karmik devrini tamamladın. Bu hayat icin imzaladığın sözleşmenin işi bitti. Ek bir hayat için hazırsın. Bu geçiş döneminde diğer tarafın nasıl bir his verdiğini hatırlıyorsun. Burada, dünya üzerinde yeni bir göreve hazır mısın? Yeni enerjiye kök salmak için karşılaşacağın meydan okumalara hazır mısın? Evet! Tabii ki hazırsın. İstersen hemen şimdi yuvaya gidebilirsin değil mi? Ancak bu kadar enkarnasyondan geçtikten sonra, bu kadar yol katettikten sonra, sonunu görmeden filmi yarıda bırakmanın doğru olmayacağını sen de biliyorsun. Ayrıca Ruh’un sana burada ihtiyacı var. Diğerlerinin de bu geçiş döneminden yeni enerjiye atlaması için sana ihtiyaçları var. Diğerlerinin de eski enerjiden yeni enerjiye atlamayı göze almış bir “insan”a ihtiyacı var. Üzerinde şimdi bulunduğun yolda sana Tanrı, insan olma yolunda gereken bütün tecrübeleri ve hediyeleri sunuyor. Bu yolculukta bazan karanlığa gömülsen ve yalnız olduğunu hissetsen de sakın unutma. Asla yalnız değilsinAlintı

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

YAŞAM; SENDEN AÇIĞA ÇIKANIN,  SANA GETİRDİĞİ İLE ÖRÜLÜR. 

YAŞAM; SENDEN AÇIĞA ÇIKANIN,
SANA GETİRDİĞİ İLE ÖRÜLÜR.
PEKİ, BUNU “ŞUURLU ” OLARAK YAPABİLİYOR MUYUZ?
Her birim neyi yaşamak üzere kompoze olmuşsa onun gereğini yaşar.
Hiç bir duygu onun yaşamını değiştirmez.
Ne yaparsan onun karşılığını alırsın, zerre kadar ne yaparsan o zerre kadar yaptığının karşılığını alırsın.
Yapmadığın hiçbir şeyin karşılığını almayacaksın.
Karşılığını almak ne demek?
“Sonucunu yaşamak” demek.
Çayı içtiğin zaman, çayı içmenin sonucunu yaşarsın.
Tatlı yersen, tatlıyı yemenin sonucunu yaşarsın.
Zehiri yersen, zehiri yemenin sonucunu yaşarsın.
Peki, bütün bu hareketi bilinçli olarak yaparsak ne fark eder?
Bilincini devreye sokmak sana nasip ise, bilincini devreye sokarak, o bilincinin getirisi olan bir şekilde o olayı etkilersin.
Çünkü, onu etkileme gücü sen de var.
Olay kuru kuruya dua etmek değil!
#Dua, bir kelime…Bir şeyi tanımlıyor.
Dua, senin varlığında bulunan özelliklerin belli bir amaca dönük bir şekilde istenen işlevi meydana getirecek şekilde senden açığa çıkmasıdır.
“Ne yaparsanız öncesinde dua edin” denmesinin sebebi, o şeyi yaparken o şeyin en güzel şekilde oluşması için iyice düşün taşın onun nasıl olacağını ne şekilde olması gerektiğine karar ver.
Ve ona göre kuvvetlerini ona yönlendirerek onun oluşturmaya çalış demektir.
Bütün isimler sende mevcut diye sembolik olarak anlatılıyor.. Eğer bir şeyi başaramıyorsan, oluşturamıyorsan, kendindeki bu özellikleri ya bilmiyorsun ya da kullanmasını bilmiyorsun demektir.
Yediğin bir yemeğe yönel!
Bu yediğimin, vücudumda ne oluşturmasını istiyorum?
Buna karar verdikten sonra, o lokmayı ağzına at!
Sen, bu şekilde yöneldiğin zaman beyin dalgalarını iyonize ediyorsun.
Çünkü, beyin bir dalga üretim merkezi, yediğin yemek de madde olarak algılanan bir enerji kütlesi.
Bu enerji kütlesini, sen beyin dalgalarınla iyonize ederek, istediğin amaca yönelik hizmet vermeye yönlendiriyorsun ve forme ediyorsun.
Alem, sadece melekler olarak tarif edilmiş kuvvelerden ibarettir.
Senin yapman gereken, bu kuvveyi bilinçli olarak harekete geçirmektir.
Evliya keramet sahibidir, zehir verirsin , zehir tesir etmez!Neden?
Çünkü, zehire yönelir ve onu iyonize ederek etkisiz hale getirir.
Bu kerametini kapısı herkese açık! Yeter ki kullan!!!
#Abdest alırken suyu yüzüne götürmeden evvel dua et! Beynine komut ver.
Bu suyla yüzüme, kulaklarıma şifa ver!
Yüzümü nurlandır, kulaklarımı aç, aldığımı arttır!
Bir duayı ezberleyip, papağan gibi ezbere tekrar etmek, hiç bir işe yaramaz.
Düşünerek, şuurlu bir biçimde yönelmeden, duanı oluşturamazsın!

Yaptığın bir hareketi, düşünerek yapmak ne demek?

Sendeki esma kuvvetlerini harekete geçirmek, demektir.
Otururken, kalkarken, yerken, DÜŞÜNÜRKEN, yıkanırken her an düşüneceksin ve düşünerek o fiili senden açığa çıkacak.
O fiili yaparken amacın ne?
Yapacağın o fiil, senin kendini orijinal varlık olarak hissetmene nasıl vesile olabilir?
Bu düşünce dalgalarıyla, o fiili programlayıp, yönlendirip, bünyene alacaksın.

Nasıl ki yediğin bir yemeğin, içtiğin bir çayın biyokimyası senin vücudunun biyokimyasını etkiliyorsa, aynı şekilde, beyin dalgalarının iyonize ettiği nesnelerin de bedenini etkilemesi söz konusudur.

Yaşam, sürekli olarak senden açığa çıkanın sana dönmesidir.

#Dua insana verilmiş yaratma sırrıdır…
İnsan dua ettikçe Allah onunla yaratır!…”

Halinden memnun değilsen, cehennemi yaşıyorsan, bu senden açığa çıkanın sana getirdiğidir.
Mutluysan, cenneti yaşıyorsan, senden açığa çıkanın sana getirisidir.

TANRI YOK!

@Ahmed Hulusi. ♥️

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

@ iyi yaşa …çünkü bunu hakediyorsun @

1-Vücudunuza dar gelen kıyafet giymeyin.

2. İlaçla yaşamaktan kaçının.
3. Randevularınızı önceden ayarlayın.
4. Hafızanıza güvenmeyin; mutlaka yazın.
5. Aracınızı, bozulmadan servise götürüp bakım yaptırın.
6. Her kilidin yedek anahtarını yaptırın ve belli yerlerde bulundurun.
7. Daha sık ‘hayır’ deyin.
8. Yapacaklarınızı öncelik sırasına sokun.
9. Zamanınızı israf etmeyin.
10. Öğle ve akşam yemeklerini basitleştirin.
11. Kötümser insanlardan uzak durun.
12. Önemli evrakın birden fazla fotokopisini çektirin.
13. Evde çalışmayan ne varsa tamir ettirin.
14. Yapmaktan hoşlanmadığınız işler için yardım isteyin.
15. İhtiyaçlarınızı önceden belirleyin.
16. Bir defada yapılması zor büyük işleri, küçük parçalara ayırın.
17. Etrafı toplayın, dağınıklıktan kurtulun.
18. Gülümseyin.
19. Bebekleri gıdıklayın.
20. Dost bir kediyi veya köpeği okşayın.
21. Kendinizi, bütün soruların cevabını bilmekle yükümlü hissetmeyin.
Bazı şeyleri de bilmeyin.
22. Karşılaştığınız insanlara, onların hoşuna gidecek bir şey söyleyin.
23. Yağmur yağmasını isteyin; yağınca yağmurda yürüyün.
24. Arada bir çarşı hamamına gidin.
25. Kendi kendinize, nerede eski günler, her şey daha güzeldi demekten vazgeçin.
26. Verdiğiniz kararın ne anlama geldiğini iyi düşünün.
27. Kendinize güvenin.
28. Nüktedan olun.
29. Sizi mutlu edecek bir şey yapmayı yarına bırakmayın.
30. Hiç tanımadığınız insanlara yürekten bir merhaba deyin.
31. Eski bir arkadaşlarınızla karşılaşınca ona sıkıca bir sarılın.
32. Hava açıksa, gece yıldızları seyredin.
33. Bir şarkıyı ıslıkla çalmayı öğrenin.
34. Arada bir şiir okuyun.
35. Kendinize bir demet çiçek alın. Bir çiçek koklayın.
36. Yardım istem ekten çekinmeyin; alamazsanız üzülmeyin.
37. Görünüşünüze özen gösterin.
38. Her şeyi kararında yapın; ifrata kaçmayın.
39. Nerede gerekiyorsa, orada mutlaka gerekli emniyet tedbirini alın.
40. Daima daha iyisini yapmaya çalışın, ama mükemmeliyetçi olmayın.
41. Resim ve heykel sergilerini gezin.
42. Ayakkabınızı boyatın.
43. Berbere gidin.
44. Kendi kendinize bir şarkı mırıldanın.
45. İyi bir müzik dinleyicisi olun.
46. Kendi kendinize yetmeyi öğrenin.
47. Her gün biraz idman yapın; her fırsatta yürüyün.
48. Dünyanın en yetenekli insanı olmadığınızı kabul edin gerekiyorsa
elimden ancak bu kadar geliyor deyin.
49. Yeni moda birkaç şarkınn sözlerini ezberleyin.
50. İşe erken gidin. 51. İşe her gün aynı yoldan gitmeyin.
52. Amirinizden izin alıp bazen işten erken çıkın.
53. Kırlarda dolaşın.
54. Maça gidip bağırın.
55. Başkaları dilemeden, siz onlara iyi günler dileyin.
56. Teşekkür edin.
57. Arabanıza güzel koku yayan bir alet koyun.
58. Evde kendi kendinize yemek pişirin, güzel bir sofra kurun, sonra
da afiyetle yiyin.
59. Başkalarını adam etmekten vazgeçin.
60. Severken karşılık beklemeyin.
61. Sinemada film seyrederken patlamış mısır atıştırın.
62. Bir ağaç, olmazsa bir çiçek dikin.
63. Şişmanlamayın .
64. Hatıra defteri tutun.
65. Bir hela temizleyin.
66. Kağıttan bir uçak yapıp uçurun.
67. Bir derneğe veya kulübe girin, arkadaş edinin, toplantılara katılın..
68. Mutlaka yeterince uyuyun.
69. Az konuşun, çok dinleyin.
70. İş arkadaşlarınıza ve dostlarınıza iltifatı esirgemeyin.
71. Bir güne yapılacak çok şey tıkıştırmayın.
72. Acelesiz yaşayın; daha önünüzde yaşanacak çok güzel günler var.
73. Stresli davranmak, doğuştan gelen değil, sonradan kazanılan kötü
bir huydur; bunu unutmayın.
74. Son söz: Öfkeyi, kendinize zevk edinmeyin

Prof. Dr. İmer OKAR…

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

@ sen değişmezsen , çevrendekiler özenle değiştirirler @

BİLİNÇALTI ÇÖPLÜĞÜ VE DURUM YÖNETİMİ FARKINDALIĞI
Hayatlarımızda bir şeyler iyi giderken bile, bu mutluluğun fazla uzun sürmeyeceği gibi, eskilerden gelen kalıplaşmış korkuları da beraberimizde taşırız. Böyle kodlanmıştır mutluluk yaşam kodumuzda, biz farkında olmaksızın. Kendi hayatı üzerinde pek çok çalışma yapmış, başka insanlarla da çalışmalar yapmaya devam eden ve bu konuda sayısız yazı yazmış bir insan olarak bile ‘Bir şeyler çok iyi giderken, bir yerlerden sınanacağım’ çekirdek inanç kalıbının, ben de bile hala mevcut olduğunun farkındalığında bir günde, aynen düşündüğüm şekilde sınandım.
Sınandım, çünkü sınanmayı düşünüyor ve bekliyordum. Kendi yaşam koduma baktığımda, bu negatif kalıbın bende nerde ekildiğini daha önce fark etmiştim. İlk hatırladığım zamanlar 5-6 yaşlarına kadar gidiyor. Eski Türk Filmlerini hatırlar mısınız? Hülya Koçyiğit’li , Ediz Hun’lu o filmleri. Filmin başında her şey çok güzel gelişir ve çok mutludurlar. Ve ne olursa olur bu mutluluk bir şekilde hüsrana uğrar. Nayıııır, nolamaaazlı Türk Filmleri.
Beynimi bunlar meşgul ederken ve başta da dediğim gibi sınanmayı beklerken çok geçmedi, birkaç gün içinde, kurgumun diğer kahramanı üstüne düşen görevi hakkıyla yerine getirdi ve beni bir güzel salladı.
Nayııııırrr, nolamaaaazzzz….
Çok şükür ki farkındaydım. Eski ben olsa, içsel dengelerini oturtamamış ve yaşadığım negatif süreçlerin, beni hep bir adım ileriye taşıyan öğrenme ve gelişme hediyeleri olduğunu bilmeyen ben olsam yıkılır ve o negatif enerjinin hayatım üzerinde iş görmesine izin verebilirdim. Ve o negatif enerji ile karşıya da olumsuz tepki vererek olayı içinden çıkılmaz bir hale de getirebilirdim.
Ne yaptım?
Bu yaşanan durumu yönetmeyi ve ilişkimizi bir adım ileri taşımayı seçtim.
Farkındalık, yaşadığımız olaylar ve durumlar karşısında, geçmiş, şimdi ve gelecek düzlemini bütünsel görüp, gelecekte olmasını istediğiniz halin yaşanabilmesi için, şu anda doğru cevabı verebilmektir. Doğru cevabı verebilmek için de insanın yapması gereken, doğru soruyu kendine sorabilmesidir. Doğru soruyu soran insan, o yaşanan olayda ki, kendi sorumluluğunun da bilincinde ki insandır. Ve doğru sorular, doğru eylemleri seçebilmeyi mümkün kılar.
– Ben şuan bu yaşadığım durumun olması için geçmişte hangi davranışları sergiledim?
– Gelecekte nasıl bir durum yaşamayı hedefliyorum?
– Gelecekte olmasını hedeflediğim bu hal durumu için bugün, şua an hangi ruh durumunu ve davranışı seçiyorum?
İçsel süreçlerinde dengeyi yakalayamamış, korkularından, kurban psikolojisinden ve egosunun baskısıyla, bilinçaltı çöplüğünden tepki veren bir insan, kendine doğru soruları soramayacağı gibi, olayı pozitife taşıyacak doğru yanıtları da veremeyecektir.
Geçmişin negatif çekirdek inanç kalıpları ve bilinçaltı negatif davranış kalıpları temizlenmedikçe, pozitif yaşam enerjinizle iş görmeniz çok mümkün olmayacaktır dostlar. Koşulsuz sevginin önünü tıkayan engeller burasıdır. Ve insanlar koşulsuz sevgi enerjisiyle uyumlanamadıklarında, yani olumsuzluklardan öğreneceklerini öğrenip, enerjilerini bir adım ileriye taşıyamadıklarında bu öğretmenler de daima iş başında olacaklardır.
Farkındalık nedir diyen dostlara bu yanıtımız bir nebze ışık tutmuştur temennisiyle yeniden diyoruz ki: Bilinçaltının baskılayan davranış kalıplarından kendimizi arındırdığımız, yaşanan olayları da oluş süreçleriyle görebildiğimiz, dışardan bakıp gözlem yapabildiğimiz bir bakış açısını yakalamaktır. Hal böyle olunca tüm eylemlerimizde, bizleri geliştirecek doğru eylemleri de seçebilme hal durumunu yakalamış olacağız. Hedef ve tavır bu olduğunda, bütünün koşulsuz yaşam enerjisi ile uyumlanacak ve yine bütünün ve kendimizin hayrını hedefleyen bir yolda güvenle ilerleyeceğiz.
YÜKSEL KÖKSAL
Aile Danışmanı / Kişisel Gelişim Profesyoneli

Uncategorized içinde yayınlandı | 3 Yorum

Herkes bir arayış içinde, ama hiç kimse ne aradığını bilmiyor.

Herkes bir arayış içinde, ama hiç kimse ne aradığını bilmiyor. Sanıyoruz ki çok paramız, sürekli yükselen bir kariyerimiz, bahçeli bir evimiz, spor bir arabamız olunca biz de çok mutlu olacağız. Hadi maddeciliği bir kenara bırakalım; niye herkes aşktan şikayetçi? Çevremizde kaç kişinin aşk hayatı iyi gidiyor? Eminim parmakla sayılacak kadar azdır. Ve eminim hiç kimse yanlışın nerede olduğunu da bulamıyordur. Ben ten uyuşması kadar ruh uyuşmasının önemine inanırım. Hatta insanların eş ruhlarının olduğuna bile inanırım. Ama ruhları olmayan bedenler birbirleriyle ne kadar uyuşabilir ki? Evet, önce göz görür fakat ancak ruh sever. Ayrıca ruhumuz olmadan eş ruhumuzu bulmak gibi bir şansımız olmadığına da eminim… İşte bu yüzden içimiz de sürekli bir eksiklik duygusuyla yaşıyoruz hepimiz, işte bu yüzden sürekli duvarlara çarpıp çarpıp kendimizi kanatıyoruz ve işte bu yüzden mutluluğu bir türlü yakalayamıyoruz… Gerçekte hız çağında yaşıyoruz. Her şey o kadar hızlı geçiyor ki, ne işe, ne arkadaşlarımıza, ne ailemize, ne çocuğumuza, ne kendimize yeterince vaktimiz kalmıyor. Akrep ve yelkovanla yarış halindeyiz. Bu yüzden bütün ilişkiler yarım yamalak, bütün sevgiler bölük pörçük. Sevmeye bile vaktimiz yok bizim. Oysa teknolojinin nimetlerinden fazlasıyla yararlanıyoruz. Ne çamaşır yıkıyoruz ne de bulaşık, çayımızı kahvemizi makineler yapıyor. İşlerimizi bir telefon, bir faksla hallediyoruz. Uçaklar bizi iki saat içinde dünyanın bir ucuna taşıyor. Hatta artık gitmeye bile gerek yok, internetle dünya elimizin altında. Ama yine de vaktimiz yok işte! Bence doğanın kara bir laneti. Biz ondan uzaklaştıkça, o da bizden bütün zamanları çalıyor. Milan Kundera “yavaşlık” adlı kitabında; “yavaşlık hep aldatır,hızlılık ise unutturur” diyor. Telefon hızlılık mesela, konuşulanları,söylenenleri unutturur. Mektupsa yavaşlık, hep vardır ve hep hatırlatır. Evet freni patlamış kamyon gibi yaşamanın hiç anlamı yok. Ayağımızı gazdan yavaş yavaş çekelim ve biraz mola verip ruhumuzun da bize yetişmesini bekleyelim artık. Aceleye ne gerek var? Hayat yalnız biz izin verdiğimiz gibi geçer. İyi ya da kötü hızlı ya da yavaş… Her şey bizim elimizde, sevgi de, aşk da, başarı da. Ama ancak kendi ruhumuzla buluştuğumuzda…

AYCAN BERKER

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

@ YALAN @ SANI @

Şu varlık sahası,
İnsanı kendi varlığından, insanı kendi nötr halinden tüm görüntüleri ile sürekli olarak çekmeye çalışan ve kendi içine çekerek yok eden bir girdaptır.
Ve o girdap içindeki tüm vecihlerinden görünen de Allah’tır.
Allah her vecihten görünür…
O girdaba düşüp de canın yandığında ise, ettiğin tüm beddualar, intikamlar ve tutunduğun bütün nefretler Allah’adır…

Şimdi dersin ki; “Ben Allah’ı seviyorum…”

Ne güzel de diline dolarsın bu yalanı… Seni sürekli her vechi ile kendi girdabına çekeni ve o girdabın içinde azablar ile her vechinden görüneni…

HAYIR, YALAN SÖYLERSİN….!!!

Sen Allah’ı sevmiyorsun ve nasıl sevilir bilmiyorsun…
Sen Allah’ı değil, şuurunda yarattığın ve ismine “Allah” dediğin bir İLAH’ı seviyorsun…

Gerçek Allah’tan nefret edip, adını “Allah” olarak belirlediğin olmayan bir İLAH’tan yardım bekliyor ve o İLAH’a sığınıyorsun…

“Allah’ı seviyorum” mu dedin…?
Sen yalan söyleyip yalancı şahitlik ediyorsun…
Henüz farkedemediğin o gerçek ALLAH öyle sevilmez ki…!!!

Gel BEN sana O nefret ettiğin Allah nasıl sevilir öğreteyim…
Ama canını da alırım bunu da söyleyeyim…!!!

Kullarından bir kul
Tuncay KUL

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın