veli nur aşkına ..hep istedik dua da

Seni, kimseye muhtaç olmadan tek başına yaratan o eşşsiz varlık, seni sevda içinde tek başına bırakmaz…Kendi içine kapanıp hayaller, düşünceler meydana getirdiğin evde, yani senin gönül evinde, seni yalnız bırakmamak için, sana yüzlerce güzel yüzlü eş, dost belirtir.”

| Hz Mevlana |

Uncategorized içinde yayınlandı | 26 Yorum

@ Sahip olduğunuz tek şey şu andır.@

ABD’nin Maine eyaletindeki küçük bir kasabada büyüdüm. Hayatım boyunca kaygı bozukluğuyla mücadele ettim ama 19 yaşında geçirdiğim panik ataklara kadar doktora başvurup bir çözüm aramamıştım. Doktorumun desteği sayesinde epey rahatlamış hissettiğimi hatırlıyorum. Reçetelerce ilaç vermeyi tercih etmemişti. Doktor randevularım bir dizi tavsiyeden oluşuyordu ve bana arkadaşça yaklaşıyordu. 3 yıl sonra California’ya taşındım ve doktorumla daha az zaman geçirdiğim için cesaretim kırılmıştı. Yalnızdım. Kafam karışıktı. 5 yıl sonra (yani bugün) kaygı bozukluğuma dair endişelerim yine patlak verdi. Tıp uzmanlarıyla verimli tecrübeler yaşamadığım için bir profesyonele başvurma konusunda tereddütlerim vardı. Ama şunun farkına vardım ki ne istediğinizi ve neye ihtiyaç duyduğunuzu açıkça ortaya koyduğunuz anda hayattaki her şey yerine oturuyor. Yeni doktorumun ofisine girdim, sorunlarımdan bahsettim ve ilk sorusu kullandığım ilaçlarla ilgili değildi. Sakin bir tonla “Eckhardt Tolle’un Şimdi’nin Gücü adlı kitabı okudun mu?” diye sordu.

Yıllar önce bana böyle bir tavsiye verilse bu kadar garipsemezdim ama Big Pharma’nın hayatlarımızı bu kadar ele geçirdiği bir tarihte, bu soru karşısında tahmin edemeyeceğim kadar çok rahatladım. Beni ofisinde, titreyerek ve kafam karışık bir halde ağlarken gören bir insan, en güçlü ilacın kelimeler olduğuna inandı.

Mantraların ilaç olmasının bir sebebi var. Yoga geleneğinde zihnin, vücudun ve ruhun dönüştüğüne inanılır. Gergin zamanlarımda sürekli olarak mantra kullandım. “Huzurla nefes al, nefesinle beraber tüm endişelerini at.” Doktorum, zihnimi değiştirmem için bu kelimeleri kullanmamı önerdi ve hiç bu kadar huzurlu hissetmemiştim.

Bir düşünürün sözleri olsun, mantra olsun, kelimelerin içinde saklı, ilaçlarla kıyaslanamaz bir güç var.

1) Geçmiş, şimdiki zamanı etkilemekten acizdir.

2) Sıkıntı, kızgınlık, üzüntü ya da korku size “ait” ve kişisel değil. Hepsi, insan zihninin bir ürünü. Gelip geçiciler ve gelip geçen hiçbir şey size ait olamaz.

3) Bazı değişiklikler ilk bakışta olumsuz görünse de bir süre sonra hayatınızdaki yeni alanda, yeni bir şeyler yarattığınızı fark edebilirsiniz.

4) Mutsuzluğun temel nedeni içinde olduğunuz durum değil, bu durum hakkındaki düşüncelerinizdir.

5) Kendinizi düşüncelerinizin sonucu olan bir Varlık, zihinsel gürültünün sonucu olan sessizlik, acının sonucu olan sevgi ve neşe olarak düşünün. Böylece özgürlüğe ve aydınlanmaya ulaşırsınız.

6) Şimdiki zamana her zaman “evet” deyin. Halihazırda var olana karşı çıkmaktan daha boş ve çılgınca ne olabilir ki? Her zaman, şimdiki zamanda kalacak olan hayata direnmekten daha delice bir şey var mı? Şimdiki zamana teslim ol. Hayata “evet” dedikten sonra o da size “evet” diyecek ve karşı çıkmayı bırakacak.

7) Ruhsallığa önem vermek, inançlarınızla veya bilinç durumunuzla ilgili değildir.

8) Sahip olduğunuz tek şey şu andır.

9) Önce kabullenin, sonra harekete geçin. Şimdiki zaman ne barındırıyorsa, sanki bu sizin seçiminizmiş gibi kabul edin. Her zaman şimdi için çalışın, ona karşı değil.

10) İyi olmaya çalışarak iyi bir insan olamazsınız. Zaten içinizde olan iyiliği bulup ortaya çıkmasına izin vermelisiniz. Ancak bu iyilik, sadece bilinç durumunuzda önemli bir değişiklik olduğunda ortaya çıkar.

11) Şimdiki zamanın kıymetini bildiğiniz anda tüm mutsuzluk ve çırpınışlar çözülür ve hayat kolaylaşıp mutlulukla dolar. “Şimdiki zaman farkındalığı” ile yaşadığınızda ne yaparsanız yapın hayatınız, kalite ve sevgi ile dolar.

12) Hayatı yargılamayı bıraktığınız ve onu olduğu gibi kabul ettiğiniz an, zihninizin içinde özgürsünüz demektir. Artık orada sevgi, neşe ve huzur için yer açılmıştır.

13) Sevgi, var olmanın bir türüdür. Duyduğunuz sevgi dışarıda değil, içinizde, derinliklerdedir. Ne siz onu kaybedebilirsiniz ne de o sizi terk eder. Başka bir bedene, yani yüzeysel bir surete bağımlı değildir.

14) Dünyayı kelimeler ve etiketlerle kaplamaktan vazgeçtiğiniz zaman, uzun süre önce kaybettiğiniz mucizevi bir his, yaşamınıza geri gelir. İnsanlığın, düşüncelerinin esiri haline geldiğinde kaybettiği bu hisse ulaşmak, düşünceleri kullanmayı öğrenmekten geçer.

15) “Kafanızın içindeki ses”, sizi siz yapan şey değildir. Bunu bilmek sizi daha özgür kılsa da “O zaman ben kimim?” diye kendinize sormanız gerekir.

Kolektif Kozmos’da yayımlanan, yazar veya çevirmenlerimize ait herhangi bir yazı, çeviri, makale veya haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz ve yayınlanamaz. Sitemizde yer alan içeriklerin izinsiz kullanımı halinde muhataplar hakkında hukuki yollara başvurma hakkımız saklıdır.

Yazının Orijinal Linki

Çeviren: Ceren Ürkmeztürk

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

@ her farkındalık ..bir dönüşüm başlatır..@ ..* farkettin mi.* …..şükret….

Ruhsal bilgilere göre insanın yeryüzünde bulunuş amacı tekâmül etmektir.

Bu amaçla bir arınma plânı yaparak öte âlemden dünyaya doğan ruh,

bedene bağlandıktan sonra “dünyada bulunuş amacını” tamamen unutur.

Çünkü öte alemde serbest olan ruhsal şuuru, madde ortamına gelince kapanmıştır.

Yaptığı plânla ilgili hiçbir şey hatırlamaz.

Bunun sonucu, maddenin cazibesine kapılarak kendi egosu doğrultusunda yaşamaya başlar.

Birçok insan gibi, madde, onun için de vazgeçilmez bir olaydır.

Hayatında her şeyi madde ile ölçüp tartmaya başlar.

Kendi düzenini kurmak için diğer insanlara karşı adaletsiz ve hoşgörüsüz davranır.

Anlayış, onda çok uzak bir kavramdır.

Her şeyde önce kendi çıkarını düşünür.

Kısacası kendi bencil istek ve arzularının tatmini için ne gerekiyorsa yapar.

İlâhi yasa gereği böyle bir insanın karşısına, ara sıra kendini görebilecek imkanlar çıkartılsa bile,

maddenin cazibesi yüzünden onları görmezlikten gelir.


Bu uykuda yaşama durumu, insanın kendi ürettiği düşüncelerin ve yaptığı eylemlerin sonuçlarını kendi karşısında görünceye kadar devam eder.

Çünkü farkında olmadığı bir başka yasa olan sebep-sonuç yasası çalışmaktadır.

Dolayısıyla hayatta ne ektiyse, onu biçmeye başlamıştır

ve bu durum onu giderek rahatsız etmektedir.

Mutsuzluğu her geçen gün biraz daha artmaktadır.

Günün birinde durup düşünmeye başlar.

Neden, niçin her şey onu bulmakta ve işler yolunda gitmemektedir?

Düşüncelerinde bu ve bunun gibi onlarca soru oluşmaya başlayan insan için artık uyanış başlamıştır.

Çevresine baktığında akıllıca ve doğru yaşayan birçok huzurlu insan da görmektedir.

Kişi, bir müddet bu insanların yaşam tarzlarını, düşünce biçimlerini inceleyerek, onların doğrularıyla kendi doğruları arasında bir karşılaştırma yaparak bir sonuca varmaya çalışır.

O da artık kendini ve yaşamını değiştirmek istemektedir.

Değişimi sağlayacak bir felsefeye, bir yola ihtiyacı vardır.

İşte bu dönemde, bir başka ilâhi yasa devreye girer ve onu destekler.

Gelişimi için gerekli olan kitaplar, insanlar, felsefe ve yollar bir bir karşısına çıkar.

Seçme özgürlüğü doğrultusunda, süratle bilgilenerek kendini tanımaya başlayan insan,

bir müddet sonra kendisini mistisizmin içinde bulur.

Çünkü artık o, ne ve kim olduğunu, nereden gelip, nereye gittiğini sorgulamaya başlamıştır.

Bir süre, ego ve mistisizmi bir arada yaşar.

Daha sonra ego’dan kurtulması lazım geldiğinin bilincine varır.

Ve kendi kendisiyle cenge girer.

Bu savaşın ona bir barış getireceğini inanmaktadır.

Sonuçta girdiği bu yeni yolda evrensel kanunların ışığında değişim ve dönüşüm geçirmeye başlar.

Zamanla bencillikten uzaklaşarak, daha anlayışlı, daha sağduyulu, adaletli, hoşgörülü ve sevgi dolu bir insan haline gelir.

İçsel arınmanın ve bilgilenmenin getirdiği bu idrak ve farkındalık hali,

kişiyi bir müddet sonra bütüne hizmet etmeye götürecektir.

Uykudakiler uyansın

Belki yanmak vaktidir.

Gerçekleri bilenler toplansın.

Bilin ki vermek vaktidir,

vermeyenler utansın.

Bilin ki, görmek vaktidir.

Ne mutlu bu farkındalığı yaşayanlara.

selam  olsun  kutlu yolculara

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

yeni bir hayat için kırk kural

*SAĞLIK:*
1. Çok su için.
2. Kahvaltıyı kral, öğle yemeğini prens ve akşam yemeğini de
dilenci gibi yiyin.
3. Ağaçlarda ve bitkilerde yetişen yiyecekleri daha çok ve
fabrikalarda üretilen yiyecekleri daha az yiyin.
4. 3 E ile yaşayın — Energy, Enthusiasm, and Empathy *(enerji, *
* heyecan ve duygu paylaşımı).*
5. *Meditasyon, yoga ve dua yapacak zaman yaratın*.
6. Daha çok oyun oynayın.
7. 2011’de okuduğunuzdan daha fazla kitap okuyun .
8. Her gün en az 10 dakika sessiz olarak oturun.
9. 7 saat uyuyun.
10. Hergün 10-30 dakika yürüyüş yapın. Ve yürürken
gülümseyin.

KİŞİLİK:

11. Hayatınızı başkalarınki ile karşılaştırmayın. Onların
seyahatinin ne hakkında olduğuna dair hiçbir fikrin yok.
12. Kontrol edemeyeceğiniz olumsuz düşüncelere veya şeylere
sahip olmayın. Bunun yerine enerjinizi olumlu şekilde şu an
için harcayın.
13. Kendinizi fazla abartmayın; sınırlarınızı bilin.
14. Kendinizi çok da ciddiye almayın.
15. Kıymetli enerjinizi gevezelikle, dedikoduyla boşa harcamayın.
16. Uyanık iken daha fazla hayal kurun.
17. Kıskançlık, çekememezlik zamanın boşa harcanmasıdır.
İhtiyacınız olan herşeye zaten sahipsiniz.
18. Geçmiş meseleleri unutun. Partnerinizin geçmiş hatalarını
hatırlatmayın. Bu durum mevcut mutluluğunuzu bozar..
19. Hayat, birisine kin duyarak zamanı boşa harcamak için çok
kısadır. Kimseden nefret etmeyin.
20. Geçmişinizle barış yapın ki, şimdiki zamanı bozmasın.
21. Sizden başka hiç kimse senin mutluluğundan sorumlu
değildir.

22. Hayatın bir okul olduğunu ve öğrenmek için burada
olduğumuzu unutmayın. Problemler, cebir dersi gibi gelip
giden, ancak aldığımız derslerin bir ömür boyu devam
ettiği eğitim programının bir parçasıdır.
23. Daha fazla gülümseyin ve gülün.
24. Her tartışmayı kazanmak durumunda değilsiniz. Aynı
fikirde olmamak için anlaşın.

SOSYAL YAŞANTI:

25. Ailenizi sık arayın.
26. Her gün diğerlerine iyi bir şey verin.
27. Herkesi herşey için affedin.
28. 70 yaşından büyük ve 6 yaşından küçük kimselerle vakit
geçirin.
29. Hergün en az 3 kişiye gülümseyin ve tanımadığınız en az 1
kişiye “GÜNAYDIN” deyin.
30. Başkalarının sizin hakkınızda ne düşündüğü sizi
ilgilendirmez.
31. Hasta olduğunuz zaman işin sana bakmamalı. Arkadaşların
bakmalı. Onlarla temasta olun.

HAYAT:

32. Doğru şeyi yapın!
33. Faydalı, güzel veya neşe dolu olmayan herşeyden uzak
durun.
34. ALLAH herşeyi iyileştirir.
35. Bir durum iyi veya kötü olsun, nasılsa değişecektir.
36. Nasıl hissettiğinizin önemi yok, haydi kalkın, giyinin ve
ortaya çıkın.
37. En iyisine henüz sıra gelmedi.
38. Sabah canlı olarak uyandığınız zaman, bunun için ALLAH’a
şükredin.
39. Maneviyatınız daima mutludur. Öyleyse mutlu olun.
*SONUNCU ANCAK ÇOK ÖNEMLİ:*
40. Lütfen bu dilekleri önemli saydığınız herkese iletin.

Uncategorized içinde yayınlandı | 1 Yorum

Yeni Bir Hayat İçin 40 Öneri…

yaşamak sa

ZAMAZİNGO

945386_520945787967786_2120748923_n[1]

*SAĞLIK:*
1. Çok su için.
2. Kahvaltıyı kral, öğle yemeğini prens ve akşam yemeğini de
dilenci gibi yiyin.
3. Ağaçlarda ve bitkilerde yetişen yiyecekleri daha çok ve
fabrikalarda üretilen yiyecekleri daha az yiyin.
4. 3 E ile yaşayın — Energy, Enthusiasm, and Empathy *(enerji, *
* heyecan ve duygu paylaşımı).*
5. *Meditasyon, yoga ve dua yapacak zaman yaratın*.
6. Daha çok oyun oynayın.
7. 2011’de okuduğunuzdan daha fazla kitap okuyun .
8. Her gün en az 10 dakika sessiz olarak oturun.
9. 7 saat uyuyun.
10. Hergün 10-30 dakika yürüyüş yapın. Ve yürürken
gülümseyin.

KİŞİLİK:

11. Hayatınızı başkalarınki ile karşılaştırmayın. Onların
seyahatinin ne hakkında olduğuna dair hiçbir fikrin yok.
12. Kontrol edemeyeceğiniz olumsuz düşüncelere veya şeylere
sahip olmayın. Bunun yerine enerjinizi olumlu şekilde şu an
için harcayın.
13. Kendinizi fazla abartmayın; sınırlarınızı bilin.
14. Kendinizi çok da ciddiye almayın.
15. Kıymetli enerjinizi gevezelikle, dedikoduyla boşa harcamayın.
16. Uyanık iken daha…

View original post 243 kelime daha

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Hayallerine ulaşmak mı istiyorsun?

CANLI HAYALLER CANLANIR ANLA ARTIK

ZAMAZİNGO

18447541_425512374483866_1563953640581950958_n[2]

Hayallerine ulaşmak mı istiyorsun?
Bu 5 sebebi atlama…
1- Hayal kurarak balık tutamazsın.
Bir balıkçı sabah erken kalkar, tüm hazırlıklarını yapar ve öyle tekneye adım atar. Kimse size yattığınız yerden balık vermez. Kısaca hayal kurarak balık tutamazsınız. Ancak tekneye biner ve harekete geçerseniz balık tutarsınız.
2- Bazen ne yaparsan yap balık tutamazsın. (Rastgele)
Her şey hazır olduğu halde bazen balık olmaz. Kısaca rast gelmez işte. Ama bir balıkçı o gün balık tutamadığı için balıkçılıktan vazgeçmez.
3- Balık tutmak istiyorsan balık tutmayı öğrenmen gerekir.
Eğer balık tutmak istiyorsan bunu öğrenmen gerekir ve onun için de sıfırdan başlaman gerekir. Bir balıkçının yanında çalışman, tekneyi temizlemen, pis ve ağır işleri yapman gerekir. Kimse sana kolay olacağını söylemedi. Unutma!
4- Eğer o bölgede balık tutamıyorsan rotanı yeni yerlere çevir.
Her gün aynı denizlerde balık tutamazsın. Rotanı değiştirmen gerekebilir.
Yeni şeyler denemekten korkma. Hep aynı şeyleri deneyerek başarılı olmak imkansızdır…
5- Balık tutarken bu işten…

View original post 41 kelime daha

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

DÜNYANIN EN BÜYÜK SIRRI SENSİN

DÜNYANIN EN BÜYÜK SIRRI

Platon bir gün, ülkenin en büyük bilgesinin yanına gider. Bilge onu karşılar ve oturup sohbet etmeye başlarlar. Platon bilgeye döner ve “Sen bu dünyanın en bilge kişisisin. Sen hayata dair herşeyi bilirsin. Bana öyle bir anahtar ver ki, bütün kapıları açmamı sağlasın.” der.
Bilge Platon’a döner ve, ” Ama bu yükü taşıyabileceğinden emin misin ?” diye sorar.
“Evet” der Platon, ” Lütfen bana dünyanın en büyük hazinelerine ulaşmamı sağlayacak sırrı ver.”
“Bunu bilmek, sana çok büyük bir sorumluluk yükleyecek” der bilge. ” Bu sırrı öğrendiğinde,artık bunu saklayamazsın. Bunu yapman gerekecek. Eğer sırrı öğrendikten sonra uygulayamazsan, o zaman sır seni yavaş yavaş ölüme götürecek. Eğer kullanmazsan, sır senin başına bela olur. Bu çok kritik bir karar anıdır senin için, çünkü hem hazineyi hem de zehri tercih edebilirsin. Bunun için hazır mısın ?
“Evet” der Platon. ” Bu sırrı taşımaya hazırım. Sırrı kullanacağıma dair yemin ederim sana. Eğer kullanmazsam, o zaman da başıma gelecekleri kabul ediyorum.”
“O halde yaklaş yanıma” der bilge. ” Kulaklarını dört aç ve beni dinle. Sana dünyanın en büyük sırrını veriyorum. Ama bunu bildikten sonra, kullanmazsan eğer, başına büyük bir dert alıcaksın.”
Bilge büyük bir dikkatle Platon’un gözlerinin içine baktı ve bütün gücü ile sırrı açıkladı.

“İşte budur dünyanın en büyük sırrı” dedi bilge. “Sana bütün hazineleri verecek olan sır budur. Çok basit ama çok büyük bir sırdır bu.”
Platon şaşkındı. ” Ama bu çok basit” dedi.
Bilge o sözünü bitirmeden yine sırrı haykırdı büyük bir sesle, ” YAP…”
“Soru yok, yorum yok, endişe yok. Yalnızca YAP..” diye haykırdı yeniden.
“Sana dünyanın kapılarını açacak olan sır budur işte!” dedi.”Eğer muhteşem bir yaşam istiyorsan, o zaman git ve YAP… Eğer başarı istiyorsan, zenginlik İSTİYORSAN, GİT ve YAP…”
Platon bir şeyler söylemeye çalıştıkça, şaşkınlığını dile getirmek istedikçe, bilge onu susturdu ve “Yap…” diye haykırdı. Platon sırrı öğrenmişti. Artık dünyanın en büyük hazinesine sahipti herşeyi elde edebilirdi. Sadece gitti ve “yaptı”…

İşte artık dünyanın en büyük sırrına sahipsiniz. Bu sır hayatınızı değiştirebilir. Bu sır sizi hayallerinizin de ötesine götürebilir. Başarılı mı olmak istiyorsunuz,gidin ve yapın. Zenginlik mi istiyorsunuz, gidin ve sadece yapın. Ne istiyorsunuz,sınırlı bir hayat mı yoksa, rüya gibi bir hayat mı?O zaman gidin ve yapın.

Bunu başarabilir misiniz?
Bunu yapabilir misiniz ?

YAPIN O ZAMAN!.…

* Alıntıdır_

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

@ anneler gününüz kutlu olsun @

Evlat olur Anneyi tanırsın…
Anne olur, evladı…
Yaşamın döngüsü içinde ANAçlık duygusunu her an yaşamaya başlarsın…
Kadının ruhunda vardır annelik…Çocuğu olsun ya da olmasın her kadın hücrelerin de annedir…
Özünde topraklık vardır…
Ne verirsen büyütür,besler,geliştirir,çoğaltır…
Bünyesinde annelik duygusunu geliştiren kadın, ayırt etmeksizin tüm canlılara karşı merhamet,sevgi ve koruma duygusu içindedir…
Şefkati tüm evreni sarar…
Sevgisini her yere yayar…
Bu yüzden eşiniz,sevgiliniz,aşkınız…
Adını ne takarsanız takın, annelik duygusunu her daim hissedersiniz …
Kadın olduğunu unutmadığı sürece…
Unutan bir kadın baskılar…
Baskıladığın da erilliği ön plana çıkar…
Ve kadın verimliliğini kurak bir toprak gibi öldürür…
Kuruyan toprak çöle döndüğün de artık yaşam belirtisi yoktur…Canlılar yetişemez…Canlının olmadığı yerde mutluluğu aramak da çölde su bulmaya benzer…
Yeryüzün de yaşayan anaç ruhlu her kadının kendi değerini fark edip anlaması dileğiyle…
Siz anladığınız da hücrelerinizin coşkusu, yaşamınızı bereketlendirip, doğanızı yeşertecektir…
YÜREĞİ GÜZEL ANNELERİN,ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN…
Sevgilerimle…
Hülya Karaca

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın